Sıcak bir yaz gecesi uyuyordum. Gecenin bir vakti telefon çalmaya başladı. Açtım. ITÜ, YDO ‘da öğrenci olan Gemi Kaptanı adayı kardeşim İsmail’di arayan. Doğrudan “Kurtulduk, kurtulduk” dedi. “Ne oluyor” filan dedim şaşkınlıkla, “yarın öğrenirsin” dedi ve kapattı. Ertesi gün öğrendim neler olduğunu. 17 Ağustos depremi olmuştu ve Marmara bölgesi yerle birdi. Kardeşim bir toplulukla “isim yazmıyorum politik algılayanlar olabilir”, birlikte Sakarya’da vs depremzedelere yardım organizasyonlarına katıldı yaklaşık 15 gün.
Söylediği
- Binalar yerle bir
- Her yerden cesetler çıkıyor
- Hiç bu kadar ölü bir arada göreceğime inanmazdım.
Derken ölü sayısı 15-16000′ e dayandı. Bir gün aniden 27.000 sayısına çıktı ve gene aniden sayıyı açıklayan memur kovuldu, hata olmuş denilip sayı ne hikmetse 17.000′e geri düşürüldü. Açıklama daha sonra “Apo’nun neden teslim edildiğinide anlamadığını” açıkça ifade eden Başbakan Ecevit’ten geldi. Aynı Başbakan deprem bölgesinden mesajlarınıda TV ekranları aracılığı ile gönderdi. İletişim imkanı olmadığından. (Uydu telefonu denen şeydende haberi yoktu, çünkü yazılarını daktilo ile yazan biriydi bu çağda)
Halk dalga dalga yardım ederken birden deprem vergiler ve özel iletişim haracı gündeme geldi ve yardımlar bıçak gibi kesildi. Açıkçası bende düşündüm “madem sonunda kazık beni bulacak neden ekstra yardım edeyim.” Ama genede giysi vs sembolik yardımlar yapıldı. O zamanki çalıştığım şirket Koniteks’te birer yevmiyelerimiz bize sorulmadan kesilip depremzedelere bağışlandı. (Sorulsaydı karşı çıkacakmışız gibi) Şirket adına ama çalışanlar adına değil. Yazınında fotokopisini çekip üstüne “çalışanları” ibaresini ekleyip bizleri keriz yerine koymaya kalktılar. (anti parantez şirket sahibi meşhur “keriz silkeleme” operasyonunda borsa manipülasyonundan tutuklandı.)
Daha sonra Başbakan “deprem vergileri neden depremzedelere harcanmadı” diyenlere “vergi açıklarında kullandık” dedi.
Ölü sayısının aniş düşüşüne gelince daha sonra öğrendimki “bir yerde bir afet olur ve 20.000 den fazla kişi ölürse orası doğal afet bölgesi ilan edilip 5 yıl süreyle vergi alınmıyor”… Sanırım anladınız siz onu. Yaniİstanbul ve Kocaeli şehirlerinden 5 yıl vergi almadan hangi ekonomi ayakta durabilrdiki bu ülkede.
Kimileri yardım eden bazı grupları bile bazı sınıflara koydu. “Ordu işe el atsın, bazı vakıflar propaganda yapıyor” diyenler oldular.
Sanko’nun sahibi A. Konukoğlu ilk anda 40.000 metre kaput gönderdiğinde herkes “kafayı mı yedi” demişti… Daha sonra ise insanlar cesetler gömecek kefen bulamadığında anladılar işin hikmetini. Adam ileriyi görmüştü. Kimi cesetler salgın hastalık tehlikesine karşı topluca gömüldü.
Deprem kurtarma ekibinden birinin pikabın teybine koyduğu kasetle misket oynadığı görüntüyüde unuttu, yıkıntılardan çeyiz sandığından çıkan elbiselikleri yatak yüzlerini ayıran kurtarma görevlilerinide unuttu bir çok balık hafızalılar.
Aradan onca yıl geçti;
- Bir çok hasarlı binada hala oturuluyor.
- İnsanlar gene İstanbul’a kendilerini kaptırı, salıp salıverdiler
- Vurdumduymazlık gene had safhada
- Uyaran uzmanları kimse dinlemiyor
(Not: Malum Başbakan hakkın rahmetine kavuşmuş olduğundan çok fazla arkasından yazmak istemedim. Evet kendisi başkaları gibi çalan çırpan biri değildi ama, hatalarınıda yazmak en doğal hakkımız sanırım. Hakaret etmek gibi bir niyetim olsa bu açıklayı ekleme gereği duymazdım)
677 - (Toplam) 2 - (Bugün)
Maalesef deprem bölgesindeki çalışmalara katılmış biri olarak, 10. gün civarı sırf bizim elimizden 80 000 adet ceset torbası geçti ve hepsi tükendi diyebilirim. Artık başka işlerde kullandılarsa bilemiyorum.
Ne yazık ki gerçek rakam açıklanandan çok çok daha fazla.
Bunun yukarıdaki sebebinden başka, ölü sayısı 20 000 i geçen ve doğal afet bölgesi ilan ediler yerlerde, yardım dağıtılma oeprayonlarına ve tüm yardımlara uluslararası bir kuruluş el koyup, yönetiyor. Tam hatırlamamakla birlikte BM veya NATO olabilir bu.
Koca İstanbul, Sakarya, Yalova, Gölcük ve bir sürü yer yerle bir olacak ve sayı adeta cetvelle çizilmiş gibi bir sınırda gezinip duracak.
bu işi bizim güreşçi Çekçek Osman’a döndü. Türk güreşçi Osman bir gençler şampiyonasında güreşince bunda iş var diyip kemik yaşını ölçmüşler büyük çıkmış. Bizimkiler meğer çocuğun yaşını 2 yıl küçültmüşler. Derken 2 yıl daha geçmiş, millet birde bakmışki. Aynı Osman gene genç takımda güreşiyor Avrupa Şampiyonasında. Olay o yani.
Ölenlerin ailesine haktan rahmet dileyip, terbiri elden bırakmamak lazım diyelim.
Geçenlerde gazetelerde bir haber vardı. Depremden sonra fay kırığının ucu açığa çıkıyor. Bizim mühendislerde o fay kırığının nerdeyse tam üstüne viyadük yapıyorlar. Burası Türkiye dedikleri budur herhalde.