Flash ve Xhtml kullanırken aman dikkat

29 Aralık 2007 yazar İbrahim Kutluay

Yeni işe başladığım şirketin sitesini yenileme çalışmalarına başlamıştık. XHTML standartlarına uyumlu, grafik  şekillerden ziyade içeriğe önem veren bir site olsun diye bir karar almıştım ve ona uygun bir şekilde devam ettim. Veritabanı işlemleri için PHP kullandık. Böylece ilk etapta hosting konusundaki ayakbağından kurtulmuş olduk. Şirket sitesini yenilerken eski siteden kalma bir banner kullanmamız gerekti. Banner oldukça hoştu ancak eni yetersizdi. Dolayısı ile yenilemektense bunu biraz çekiştirmek daha mantıklı geldi. 

Enini uzatıp boyunu CSS DIV boyutuna ayarladıktan sonra eski siteden bu bannerı görüntülen OBJECT kodunu alıp yapıştırdım. İşlem sorunsuzdu. Sonra imajlar için efekt yapmam istendi. Javascript kullanmaktense CSS Opaque filtrelerle yapmayı seçtim. Daha sonra bir menü için gene Javascripte dokunmadan CSS pulldown menu ekleyip kullandık. 

Benim bilgisayarımda tüm işlemler sorunsuzdu. Bilgisayarım Firefox, IE7 ve Opera ile çalışıyordu. Ancak diğer ççalışanlardan bazıları sitenin ekranda “zıpladığını” belirterek durumu bildirdiler. Kontrol ettim ve haklıydılar. Ben bir sürü aşama geçmiş olduğumdan tabii ilk başladığı aşamayı kaçırmış oldum. Kısaca hatanın başlangıcı belirsizdi.

Adım adım geriye giderek çözmem gerekiyordu ancak layer sorunu olduğunu tahmin ediyordum.

1. Opaque kodlarını devre dışı bıraktım olmadı.

2. Css menuleri devre dışı bıraktım olmadı.

3. Z-index değerleri sildim olmadı.

4. Sonunda flashtan olmasın diye sallayıp görüntü parametrelerini sildim. Flash objeyi aktif etmek tıklayın yada enter tuşuna basın diye bir mesaj vermeye başladı. Objeye tıkladığım anda ise zıplama durmuştu.

Teşhis konulmuştu şimdi iş hangi parametre olduğunu bulmaya gelmişti. Sıra ile değerleri silip denedim. Wmode parametresini eski sitede “window” olarak kullanmışlardı. Bende öyle kullanmıştım… Transparent yapınca tüm site normal çalışmaya başladı.

Size tavsiyem xhtml ile wmode=window kullanırken ekstra dikkat

246 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori PHP, Programlama, Web , Yorum yok »

10 Parmak Yazmak

25 Aralık 2007 yazar İbrahim Kutluay

Bugünlerde yazmam gereken epeyce bir yazı vardı. İnsanlar bizim programcı olduğumuzu varsayarak çok hızlı yazmamız gerektiğini düşünmekte. Ya da 10 parmak yazan bir sekreteri bu işin kompedanı farzedenler de var. Yazıdan günlük tempoya göre 30 sayfayı bitirmem epeyce zaman aldı. Ancak akşam üstü satıştan bir arkadaş bir sayfayı bir yandan sohbet bir yandan okuyup klavyeye bakmadan yazınca doğrusu imrenmedim değil. 10 Parmak klavye programı vardı bir zamanlar. doğrusu bir zamanlar faydasınıda görmedim değil. Programcı olsakta bazen hızlı yazmakta şart..

İlgilenenler için 10 parmak programını bu adresten indirebilirsiniz.

356 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Bilişim , 4 Yorum »

Serpil Örümcer’in İbretlik Durumu

09 Aralık 2007 yazar İbrahim Kutluay

Zaman gazetesinde gecenin bu vakti bir haber ilişti gözüme.  Sonunda bu konudaki yazılarıda siteye koymaya karar vermiştim ki bu olay tuzu biberi oldu.

Yaklaşık 5 -6 yıl önce kopan fırtınada bir daha gündeme gelmişti bu isim. Olaydaki esas oğlan Berkant sokakta kalan kızına sahip çıkmamıştı. Hatta Reha Muhtar tehdit ediyordu adamı, “Sen bu kıza sahip çıkmazsan bende haberleri senin şarkınla bitirmeyeceğim” diye. O esnada kızın annesinin Serpil Örümcer olduğu söylenmişti. Bir adamla imam nikahı ile evli olduğu onunda kızına destek veremediği belirtiliyordu. Kızın durumunu hala bilmiyorum o günden beri bu gün haberde öğrendim ki hepsi birden sokakta kalmışlar.Herkesin “bayan bacak” diye iç geçirerek baktığı kadın şimdi çöp toplayarak geçinmeye çalışıyormuş. Haberin tam metni aşağıda;

Bir dönemin ünlü ses ve sinema sanatçısı Serpil Örümcer, şimdilerde hayatta kalabilmek için çöp topluyor.

Ünlü olduğu dönemde sahnelerin en fazla tercih edilen sanatçılarından biri olan Örümcer, ibretlik hayatını “Yaşadığım hayatın bedelini ödüyorum. Benim bu halim gençlerimize ders olsun.” diye özetlerken, kendisine karşı yapılan vefasızlığı kaldıramadığından dolayı uzun süre psikolojik rahatsızlık yaşadığını ifade ediyor.

Serpil Örümcer, parıltılı yaşama adımını 14 yaşında atıyor. Samanyolu şarkısıyla meşhur olan Berkant’la evleniyor. Sanatçının çalıştığı gece kulübünde sahneye çıkmaya başlıyor. Ancak büyük aşk sadece 1 yıl sürüyor. Kızı Fulya’ya hamileyken eşini terk ediyor. O günleri anlatırken gözyaşlarını tutamayan Örümcer, “Bir deniz subayıyla nişanlıydım. Ama aşk gözümü kör etti. Birden yüzüğü atıp Berkant’la evlendim. Ama hayatımın ilk hatası buydu. Şimdi nişan bozduğum kişi emekli bir deniz albayı. Sözümde durmuş olsa idim çöplükte değil, evimin hanımı olarak başköşede olurdum.” diyor.

Serpil Örümcer bugün 54 yaşında. Kızı Fulya, torunları Onur ve Berkant’la birlikte sokaklarda yaşıyor. Ünlü iken sahne arkasında dönen dolaplara alet olmadığından dolayı bu hallere düştüğünü söylerken, “Ben hayatımı kazanmak için dürüst yaşamak istedim. Başkaları gibi yapsaydım bugün çöplüklerde olmazdım. Şanım yürür, ben de villalarda hanımefendi olarak yaşardım.” diye konuşuyor. “Kerize Bak Kerize” ve “Dert Dermanım” adlı şarkılarıyla ünlenen eski sanatçı, Berkant’ın, hem kendisini hem de kızını bir defa bile aramadığını iddia ediyor.

Örümcer, Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Orhan Gencebay, Kamuran Akkor ve Osman Yağmurdereli gibi ünlü kişilerle o dönemde yakın arkadaş olduklarını; ancak kendisi bu hallere düştükten sonra samimi bir dostunun dahi kalmadığını belirtiyor. “Benim Allah’ım, kızım ve torunlarımdan başka kimsem yok.” diye ağlayan Örümcer, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ben şöhret, makam ve para neymiş gördüm. Bir dönem çok şeylere sahip oldum. Ama şimdi elimde bir şey yok. Allah’ıma şükür onurumla ekmeğimi çıkarmaya çalışıyorum. Çöp toplamaktan hiç utanmıyorum. Çünkü namusumla çalışıyorum.”

Örümcer, ünlü olmak için gece kulüplerinde ya da dizilerde boy gösteren, bir gecede şöhret olmak isteyen gençlere de, “Bunun sonu yok. Güzelliğiniz gittiği zaman sizin yerinize başkaları bulunur. Başkalarının perde arkasında yaptığı işlere kendinizi alet etmeyin. Kolay para kazanma yolunu seçmeyin.” diyor. Serpil Örümcer’in arkadaşlarından tek isteği ise kendisi adına bir gece düzenlenip kızı ve torunlarının sokaktan kurtulması için kafalarını sokacakları bir ev temin edilmesi.

Buyrun burdan yakın. Biliyorumki benim blogum RTE kadar etkili değil. Biliyorum belkide kimse bu yazıyı okumayadabilir. Ama sonuçta ben kibriti çakıyorum. Gelinli-kaynanalı aptal yarışmalardan fuhuşa düşenleri, adı manken kendisi başka birşey sofra kaşarlarını, gazoz kapağı artistlerini, sırtını babalara dayayıp iş kuranları, türkiye güzeli seçilip ordan daldan dala gidenleri yazacağım artık. Aslında yazıyorum zaten ama artık buraya da koyacağım.

Belki bir tane kız okurda, o hayal aleminin sonunun her türlü sonuçta fuhuşa çıktığını görür. Ne de olsa adı sanatçı bazıları;

  • Albüm satsın diye sansasyon için birileri ile yatıyor
  • Filmde başrol için rejisör yada yapımcı ile yatıyor
  • Gazinoya çıkmak için sahibiyle yatıyor
  • Para musluğu açılsın diye sosyeteden önüne gelenle yatıyor
  • Parası çoktur diye futbolcularla yatıp becerebilirse nikah kıydırmayı planlıyor
  • Canlı yayında bir geceliğine kendisine fiyat biçtiriyor
  • Haber spikeri olmak için kanalda etkin birileriyle yatıyor

Sanatçı olduğunu iddia eden erkeklerin birçoğu içinde durum aynı. Tabiki adam gibi işini yapanlara lafım da yok. Ama şimdi siz söyleyin karnı aç çocuğunun karnını doyurmak için mecburen bedenini satan biri ile sırf lüks özentisi ile bedenin peşkeş çeken birisi arasında hangi daha suçlu hangisi daha masum.

Serpil Örümcerin sonu herkese ibret olmalı. Özellikle de “Bir deniz subayıyla nişanlıydım. Ama aşk gözümü kör etti. Birden yüzüğü atıp Berkant’la evlendim. Ama hayatımın ilk hatası buydu. Şimdi nişan bozduğum kişi emekli bir deniz albayı. Sözümde durmuş olsa idim çöplükte değil, evimin hanımı olarak başköşede olurdum.” dediği kısmı herkes iki kere okumalı.

949 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Aile, Burası Türkiye, Din ve Yaşam, Sanat ve Toplum, Sanat(!) Dünyası, Toplum, Çöp Kutusu Haberleri, İnsan Manzaraları , Yorum yok »

Kadıköy Geleneği

09 Aralık 2007 yazar İbrahim Kutluay

Bugün malum ezeli rakip, ebedi dost GS ile maçımız vardı. Açıkçası favori olunan maçlardan korkarım ben ve medya FB alır dedikleri için biraz endişemde vardı. Neyseki takımım beni utandırmadı ve maçı güle oynaya aldı. Maçı kazandık sevindim; ama kimseye telefon açıp gıcık vermedim.

Maçtan aklımda kalanlar bazı ters hareketler ve 70 lik bir amcanın ağzının dolusunca belkide torunu yaştaki ardaya küfrüydü. Maç oynandı bitti. Sahada birbirine dalanlar tokalaşıp ayrıldı, sen neden bunu yaptın be amca.

Gelelim diğer olaya.  BJK li Batuhan malum 16 yaşında, FB maçında karçırdığı pozisyonda neden pas vermedin diyenlere verdiği cevapta şunu demişti. “Kral yapmayacaksın, kendin kral olacaksın”. Batuhan şimdi pafta… Ne olmuş derseniz maşın bir anı var orda Semih pası verse kale boş ve belki tarihi fark gelecek. Ama o cimrilik edip kendi vurmayı seçti. Hadi bunda GS kötüydü   maçı aldık. Ama buna benzer bir şeyi 2 sene önce gene yaşadık biz. Volkan salakça gol yediği PSV maçından bahsediyorum. Maçta FB öndeyken Nobre bomboş Anelkaya pası vermedi, gol kaçtı ve Schalke önünde maçı zor kurtardık… O gol olsa adamlar havlu atacaktı.

Oyuncuları egoistlikle suçluyorum ama genelde sporda golü atanlar hatırlanıyor, pası verenler pek değil. Örneğin Tanju rekoru perçinlesin diye topu çizgide durdurup bekleyen oyuncunun adını kaç kişi hatırlar ?

264 - (Toplam) 2 - (Bugün)

Kategori Spor , Yorum yok »

Teziç Nasıl Atatürkçü Anlamak İçin

07 Aralık 2007 yazar İbrahim Kutluay

Dün YÖK başkanı veda konuşması yaptı bu meyanda fikirlerini açıklayıp bir takım mesajlar vardı. Son yıllarda YÖK’ün işi gücü bırakıp türban yasağı ile uğraşması nedeniyle muhatap olduğu suçlamalardan biriside mason olduğu hakkındaki iddialardı. Biliyorsunuz YÖK başkanları bugüne kadar Atatürkçülük söz konusu olduğunda cansiperane konuşmakta ve mangalda kül bırakmamaktaydılar. Atatürkçülüğün yılmaz bekçileri onlardı. Gelelim sayın Teziç’in son gün patlattığı bombaya. “Mason musunuz” sorusuna ” verdiği ceap aynen şu ;

SORU: Sizin mason olduğunuz yönünde bazı iddialar var ne diyeceksiniz?

- Ben ne isem oyum, olsa söylerim. Aksini iddia ediyorsanız, ispatlamakla sorumlusunuz. Ayrıca bu tür yerlere üye olmuş insanları da kınamam.

Şimdi diyeceksiniz ki bunda ne var; haklısınız bir şey yok gibi duruyor oysa tarihe bir dönüp bakalım. Atatürk’ün aniden Mason localarını kapattığını göreceğiz. Madem sayın Teziç Atatürkçü, aklıcı bir adam neden acaba onun yolunu izlemiyor o zaman.

289 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Atatürk ve Atatürkçülük, YÖK Dosyası , 2 Yorum »

Kurtlar Vadisi ve Özenti

07 Aralık 2007 yazar İbrahim Kutluay

Kurtlar Vadisi benim sürekli izlediğim ender dizilerden bir tanesi… Genel olarak takip ettiğim çok az dizi olur ama Kurtlar Vadisi artık dizilikten çıktı ve gördüğüm kadarıyla bir fenomen… Aslında bu yazıyı gülümseyerek yazıyorum. Neden güldüğümü ise sondaki linkteki yazıları okuyunca sizde anlayacaksınız.
Her ne kadar aksi iddia ediliyor olsa da gençlerde bir özenti olduğu gerçek… Ancak dizideki karakterlere dikkat ederseniz ellerinde silahla önüne gelene sıkıp öldüren sapık mafya tiplemelerinden uzak duruluyor. Çok ilginç seyir zevki yüksek bir harmanlama. Bazıları dizinin özel ısmarlama olduğunu, başka türlü kimsenin bu konulara girmeye cesaret edemeyeceğini iddia ediyorlar. Dizi şüphesiz sonuçta para için yapıldığından bir çok konu harmanlanıp öyle sunuluyor. Kahramanları klasik mafya filmlerinden ayıran yönlerden benim gördüklerim ise;

  1. Durduk yere adam öldürülmüyor dizide. Polat oldukça yardımsever birisi normal inanlara karşı. Kötülere karşıda çok acımasız
  2. İyileri temsil edenler çapkınlıktan uzak, sevince sınır tanımayan tipler.  Elif, Deli Hikmetin kör aşkı, ilk dizideki Nesrin’in tecavüze uğrayınca intihara kalkması gibi
  3. İyi kahramanlarımız haklının ve mazlumun yanındalar, çek senet, uyuşturucu, hap vs işleri kötüleyip insanla uzak durun mesajı veriyorlar

Şimdi gelelim neden güldüğüme; ben küçükken televizyonda Cüneyt Arkın Battal Gazi oynadı mı ertesi gün yolda bir sürü çocuk tahta kılıçlarla birbirine dalardı. Karate Kid ilk oynadığı zaman ertesi gün yol kenarında bir sürü çocuğu Karate Kid ‘in meşhur Leylek Kanadı gibi kol açarak zıplayıp vurduğu tekmeyi atarken görmüştüm. Kurtlar vadiside tam olarak işte bu ama çok daha ilerisi. Dizi karakterlerinden Hakan yoldan çıktı ve yoldaşı olması gereken Hüseyini hemde kalleşçe vurdu. Bir önceki bölümlerde Abdülhey’e yaptığı işkence ile zaten nefreti toplamıştı. İşte durum bu iken sahneyi youtube’da buldum. Yorumlar cidden acaipti. Gelde gülme cinsinden. Düşündüm de Hakan’ın yerinde olsam caddeye filan çıkmazdım.

Düşünün ki bu ülekede bir dizi karakteri ölünce stadyumda saygı duruşu yapılıyo, gıyabında cenaze namazı kılınıyor ve hatta dizi gereği vuran oyuncu yolda “abimizi nasıl vurursun” diye dayak yiyor…

youtube yorumları için bu linke tıklayabilirsiniz. Bakın etrafta ne dizi fanatikleri varmış.

605 - (Toplam) 1 - (Bugün)

Kategori Adalet, Aile, Burası Türkiye, Sanat ve Toplum, Toplum, İnsan Manzaraları , 6 Yorum »

Atatürkçülük Bu Kadar Ucuz mu?

04 Aralık 2007 yazar İbrahim Kutluay

Hoolywood filmlerinde kötü rolde oynayan karakter zenci ise yönetmen yada senarist “ırkçı” damgası yememek için denge unsuru olarak mutlaka zenci ama iyi bir karaktere yer verir denge unsuru olarak.

Ülkemizde de Atatürkçülük buna benzer hassas bir konudur. Ancak yıllardır dikkak ettiğim şeylerin başında gelen şeylerin başında kendi fikirlerini Atatürkçülüğe mal ederek topluma bunu adeta hipnoz ile aşılanmaya çalışılması geliyor.

Bugün ülkemizde herkes  Kurtuluş Savaşını bilir, herkes Çanakkale Savaşınıda bilir. Ancak ne hikmetse bazıları kendi fikirlerini Atatürkçülük diye yutturmaya kalkar, karşı çıkanları da gerici, yobaz, hırsız, rüşvetçi vs her türlü kanaldan damgalayıp yolundan çekilmesini sağlar.

Aslında din ve yaşam gibi bu konuda da arşivimde bir sürü yazım var. Ama konu hassas ve söylediğiniz en ufak kelime yüzünden haksızca eleştirilmeniz söz konusu. Yinede bu konulardaki yazılarımı da koymaya karar verdim.

Buna ait bir kategori de açtım. Ermeni dosyasında ki çelenk yazısını da bu kategoriye de ekledim. Bence mutlaka okumalısınız. Gerçek dostlarımız kimmiş tekrar görmekte fayda var.

Konuya dönersem; örneğin malum dönemde “çiçek sularken” basılan meşhur savcıyı bazıları, “Atatürkçü birisi” diye savunmaya kalkmıştır. Ben o zaman gruplarda “yahu etmeyin bu adam devletin en önemli mahkemesinde savcı, madem uçkur sorunu var, yarın devletin belgelerini neden uçkur uğruna satmasın bu adam” demiş ve otomatikman karşı gruba gönderilmiştim.

Gene bir kurumun başkanı Kurban Derisi için askeri, polisi ayağa kaldırmış, olaya karşı çıkanları “Atatürkçü bir kurumun deri toplamasından rahatsız oluyorlar diye yaftalamıştı”. Bilin bakalım sonunda ne oldu. Bunu yapan yetkili hakkında ileriki yıllarda yolsuzluk dolayısı ile soruşturma açıldı. Hatta bu ülkede Atatürkçü kimliğinden en az şüphe edilecek EminÇölaşan bile bukişiye verdiği destekten özür diledi.(Bu kişi 2001 de kalp krizinden öldü. Ancak 17 yönetici devleti o günkü para ile 6 trilyon lira zarara uğratııkları iddiası Rahşan Affına takıldı. Bu şahsın yakınları ise daha sonra İsviçre’de ve değişik avrupa şehirlerinde yaşadılar. Şu an nerdeler bilmiyorum. Ama bir devlet memuru amaşşı ile bu lüksün nereden geldiğini tahmin etmeyi size bırakıyorum)

Malum rektörlerin en önde gideni ise intihalden yani kısaca başkasının bilimsel verisini çalıp kendisininki gibi göstermekten suçlu bulunup görevden alındı. Düşünün ki Atatürkçü olduğunu iddia edenleri, en akla gelmez bahanelerle aklayan YÖK bile sonunda dayanamyıp kendisini görevden aldı.

Ancak vakti zamanında bunlara sahip çıkmak, Atatürk’e sahip çıkmaktır gibi lanse ediliyordu bizlere. Oysa Çanakkale’nin aziz hatırası Nusrat Mersin de hurdalıktan çıkarılıp müze haline getirilmiştir. Tarsu Belediye başkanına bu konuda şüran duymalıyız. Ancak bu aziz hatıra hurdalığa giderken nerdeydi bu Atatürkçü insanlar ? Keza Savarona’yı fareler istila ettiğinde ?

Sorarım şimdi  sizlere

  • Atatürk milletin parasını zimmetine geçirirmiydi
  • Atatürk milletin parasıyla Cannes’a gidermiydi
  • Hava olimpiyatı düzenleyeceğim diye devleti parasını  har vurup harman savururmuydu
  • Atatürk hırsızlık yaparmıydı

Birde olayın diğer kanadı var tabii. Bugün okuduğuma göre Venezuellanın karizma lideri Chavez “İsa Peygamber şimdi gelse devrime sahip çıkardı” demiş.  Cümle size de tanıdık geldi mi ? Acaba bizim malum parti liderinin demecini okuyor diye düşündüm. O da”Atatürk yeniden dirilse partimize üye olurdu” demişti.

Bugün etrafa bakıyorum;

  • Her tarafta, her okulda  anlamsız, biçimsiz ucuz alçıdan Atatürk büstleri ve heykelleri var
  • Neredeyse her büroda bir Atatürk resmi var

Şimdi birilerinin bana “Aha bak bu da Atatürk düşmanı, büstüne bile katlanamıyor bak” diyebilirler. Bende sorarım, “Atarükçülük yılda bir kere 5 dk ayakta durmakmıdır.?

Benim bildiğim;

  • Derslerine sıkı sıkı çalışan ve ülke gerçeklerinden haberdar bir öğrenci,
  • Öğrencilerini iyi yetiştiren ve onlarına vatanına milletine faydalı birer vatandaş olarak meydana getiren bir öğretmen,
  • İşinin hakkını veren ve kaytarmayan bir işçi,
  • Bilim alanında buluşlar yapan ama politika peşinde koşmayan bir öğretim görevlisi,
  • Evladını adam gibi adam olarak yetiştirmeye çalışan her anne-baba,
  • Karşısına gelenler karşısında bükülmeden-eğilmeden-iltimas geçmeden adalet için kararveren her hakim her savcı,
  • Cebi için değil halkı içinçalışan her politikacı yukarda saydığımız aykırı örneklerden çok daha Atatürkçü’dür.

Lütfen her etiket taşıyanı başınızın üzerine çıkarmayın… Çünkü bir de atasözü var. “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.”

261 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Atatürk ve Atatürkçülük, Yolsuzluklar, YÖK Dosyası , Yorum yok »

ADSL ‘de yeni bir indirim daha

04 Aralık 2007 yazar İbrahim Kutluay

Türk Telekom toptan satışlar için yaptığı indirimle son kullanıcılara yönelik indirimin kapısını açtı. Öncelikle kampanya anlamında kurulum ücreti alınmayacak. Ayrıcada limitler 2 GB artırıldı. Yani 4 GB olan ilk limit 6 ya, 6 GB olan limit ise 8 GB ‘ a çıkarıldı. Sonuçta hemen ISP firmaları adım atarak kampanyalarını açıkladılar. İlk adım Smile ADSL ‘den geldi. Ancak bu hala dünyanın en pahalı internetini kullandığımız gerçeğini değiştirmekten uzak bir adım. İnsanlar yurt dışında cepten maç izlerken bizler 1mbit’e yarabbi çok şükür diyoruz.

224 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Bilişim, Internet , Yorum yok »

Kredi Kartı Tuzağında Bir Batak Daha. Aman Dikkat.

01 Aralık 2007 yazar İbrahim Kutluay

Mehmet Korkmaz, kredi kartı batağına saplanana kadar kendi halinde bir esnaftı. Bir hırsızın küçük atölyesine girmesiyle hayatı değişti.

Bir gecede 160 bin YTL zarara uğrayan, işyerini tekrar ayağa kaldırabilmek için paraya ihtiyaç duyan Korkmaz, önce yakın çevresine başvurur. Buradan bir sonuç alamayınca banka kredisi almaya karar verir. “Sadece 30 bin YTL ile işyerimin kepengini tekrar kaldırabilecektim. Bunun için bankaların kapısını çalmaya başladım.” diyen Mehmet Korkmaz, küçük esnaf olduğu ve yeterli teminatları gösteremediği için tüm kapılar kapanır. Tüm başvuruları reddedilen Korkmaz’a bankacılar başka bir öneride bulunur. “Gel bu kadar uğraşma, sana 3-4 milyar limitli bir kart verelim. 8-10 kart aldın mı işini halledersin.” denilen Korkmaz, istemeyerek de olsa bu öneriyi kabul eder. Başlangıçta hiçbir sorun yaşanmaz. Her şey planlandığı gibi gider. Dükkana yeni malzemeler alınır, makineler yeniden çalışmaya başlar. Lakin ekstreler gelmeye başladıkça gerçek ortaya çıkar. Mehmet Korkmaz’ın alın teriyle kazandığı para, kredi kartı borçlarının faizlerini bile karşılamaya yetmemektedir. Bir çıkış yolu arayan Korkmaz’a başka bankalardan kredi kartı alması önerilir. Böylece bir sene içinde cüzdandaki kart sayısı kısa zamanda 22′ye ulaşan esnafın artık hemen hemen her gün bir ödeme yapması gerekmektedir. Borçlar bazen ödenir, bazen ödenmez. Bu durum evdeki huzuru da bozar. Bunalıma giren iki oğlu ve kızı, evi terk eder. Evli olan oğlu, eşinin baba ocağına taşınırken, küçük oğlu ise sokak çocuklarıyla birlikte yaşamaya başlar. Kızı da bir öğrenci arkadaşının evine taşınır. Evindeki eşyaları suyu bile akmayan atölyesine taşıyarak burada yaşamaya başlayan Korkmaz ailesinin reisi, şimdilerde eşinin de kendisinden boşanmak istediğini söylüyor. 57 yaşındaki Mehmet Korkmaz’ın kaymakamlığa, valiliğe ve derneklere yaptığı yardım başvurusu da sonuçsuz kalır. Atölyesi ve makineleri bulunduğu için fakir belgesi alamayan kart mağduru, “Zenginim; ama ekmek alacak param yok.” diyor. Tek umudunun yeniden sanayi elektriğine kavuşmak olduğunu anlatan kartzede “Bu olursa hem üretime başlayabilirim hem de kazandığım parayla borçlarımı öderim.” diyor. Korkmaz, her şeye rağmen hayata tutunmaya çalışıyor.

Bankalar ahlaki sınırları zorluyor

Bir kişiye 22 kredi kartı verilemeyeceğini söyleyen Tüketiciler Birliği Başkanı Bülent Deniz, bankaların bu konuda ‘ahlak sınırlarını’ zorladıklarını ifade etti. Deniz, geçtiğimiz yıl kabul edilen 5464 sayılı ‘Banka ve Kredi Kartları Yasası’ ile bu tür olayların yaşanmasının önüne geçildiğine dikkat çekti.

Son olarak kredi  kartı terimleri sözlüğüne bir bakmalısınız.

http://www.delphiturkiye.com/forum/viewtopic.php?t=21761 - Buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Delphi forumundan arkadaşımın açtığı başlıktan alıntıdır.

225 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Burası Türkiye, Toplum , 2 Yorum »