Öncelikle bu yazının Karl Heinz Feldkamp’ın sporcu yönü vs ile ilgisi yok. Kendisi uzun zamandır yazdığı yazıları takip ettiğim birisidir. Açıkçası bizim bir çok spor yazarına da analiz olarak fark atar. Ancak bir gerçeği vurgulamak lazım ki, Alman kökenli bu kişinin Türkiye’yi, Türk olayını ifade edişi.
Çünkü yazısında İsviçre maçı için yaptığı yorumda Türkiye için “biz”, “bizi geçerek”, “İsviçre maçı öncesi seyircimize güven veremedik” gibi ifadeler kullanıyor. Buna benzer bir çok ifadeyi geçmişte de kullandı.
Bu bir yabancının, bizleşmesi. Bildiğiniz gibi Kalli Zaman gazetesinde yazıyor. Spor köşe yazarınında en kabadayısı sanırım alsa alsa 20.000 YTL alır. Kalli’ nin bu paraya ihtiyacı olduğunu ve bu yüzden yalakalık yaptığına inanacak kadar safdilllikte yapamayız.
Gelelim bir başka köşe yazarına.
Buyrun
“Biz diyerek bizim asabımızı bozmasınlar. Galatasaray Şampiyonlar Ligi Şampiyonu oluncaya kadar “Biz” Fenerbahçe’nin UEFA Kupası’nı almasını bile hazmedemeyiz.”
Sürekli bir “Biz” muhabbeti. Yahu “Biz” dediğin kim be evladım.
Niye “Biz” deyip duruyorsun, Fenerbahçe Milli Takım mı? Maçı benim evde kalabalık bir grup Galatasaraylı olarak izliyoruz, spiker her “Biz” dediğinde biz top Milan’a geçti zannediyoruz.
Bilginiz olsun Fatih Altaylı’nın bu yazısı takımım Fenerbahçeyi 4-0 yendiği maçtan sonra yazıldı. Şimdi rekabet filan dersiniz ama her ne kadar sevmesem de Mustafa Denizli’nin “içimizdeki İrlandalılar” lafı tamda Fatih Altaylı’ya uyuyor gibi.
Kendisine göre rekabet içerde de dışarda da bir. Benimse balık hafızalı yazara hatırlatmak istediğim tek bir haber var. 8-0 kaybettiğimiz maçtan sonra İngiliz topçuların tepside hindiyle verdiği poz. Arayın bir sürü haber görürsünüz. Kaybeden Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe, Trabzon, Kayseridir ama haber “xxx beat Turks” olarak verilir. Avrupalı için takımın çok önemi yoktur. Onun gözünde kaybeden Türklerdir. Tabii burda amacım sadece Altaylı’yı değil bu zihniyete sahip herkesi eleştirmek. Örneğin Ömer Çavuşoğlu…
İki yazıda burada. Feldkamp’ın yazısı Zaman gazetesinden, Altaylı’nın yazısı ise Sabah gazetesinden alıntıdır.
Almanya’da düzenlenen 2006 Dünya Futbol Turnuvası’na gelmemizi İsviçre engellemişti. İki eleme maçında bizi geçip Almanya bileti aldılar. Şimdi Basel’deki maçı kaybeden Avrupa Futbol Şampiyonası’na veda edecek.
İsviçre’nin Çek Cumhuriyeti’ne karşı oynadığı maçı gördüm. Çekler’e karşı kaybettiler. Ancak 90 dakika boyunca her an maçı berabere getirebileceklerini ve hatta kazanabileceklerini gösterdiler. Ancak Portekiz karşısında bizim durumumuz böyle değildi. Portekiz karşısında Türk futbolcular sadece iki sahnede takım görünümü verdiler. Birincisi sahaya çıkarken, ikincisi milli marşlar söylenirken. Bunun dışında ortada bir futbol takımı göremedik. Türkiye Milli Takımı orta sahasından Portekiz kalesini zorlayacak hiçbir atak gelmedi. Emre, Nihat ve Aurelio bunu üretemedi.
Türkiye Milli Takımı’nın defansından da beklenenler gelmedi. Hakan Balta ve Servet defanstan takımı atağa kaldıracak toplar atamadılar. Altıntop da bu konuda üretken olamadı. Daha önce çalıştırdığım Galatasaray’dan futbolcularım olan Hakan Balta ve Servet ile şimdi göz göze gelip konuşma imkanım olsa, ‘bir defans futbolcusu nasıl olunur?’ konusunda Pepe örneğini verirdim. Portekiz defansına gelen topları durdurmakla kalmadı, takımını atağa kaldırdı, gol attı. Türkiye’deki son antrenörlük dönemimde defans futbolcularına hep bunu anlatmaya çalıştım. Sadece topu kesmekle defans futbolcusu olunmaz. Bu mevkinin adamı, takımı atağa da kaldırmalı. Portekiz Milli Takımı defansında Pepe’yi görünce, Alman futbolcu Metzelder’in Real Madrid’de neden yedek kaldığını anladım. Modern futbolun defans adamı böyle olmalı.
Bizim takımımıza dönecek olursak. 90 dakika Tuncay’ın Türkiye Milli Takımı’nda mı yoksa Portekiz Milli Takımı’nda mı oynadığını anlayamadım. Terim, Tuncay’a bu maçta bu kadar sabretmemeliydi. Hamit Altıntop’un çıkarılışı onun yorulması nedeniyle ise anlayış gösterilebilir. Ancak böyle bir maçta Emre Aşık’ı oyuna almak anlaşılmaz. Portekiz karşısında maalesef bir maçtan daha fazla şeyler kaybettik. İsviçre maçı öncesi seyircimize güven veremedik.
Defansta Emre’lerden biri tercih edilecekse, Galatasaray’ın şampiyonluğu kazanmasında büyük emeği olan Emre tercih edilmeli. Servet ile birlikte bu takıma daha faydalı olacağını düşünüyorum. Bu saatten sonra şu söyle olsaydı bu böyle olsaydı diyemeyiz. Çünkü saat 12′ye beş var. 4 yıl gibi bir süre bir ülke milli takımını hazırlamaya yetmeliydi. 4 yılda bir futbol sistemi oturtulur. Başarılı olmasını çok istediğim Fatih Terim’e bir şey hatırlatmak istiyorum. Sistemleri antrenörler belirlemez. Sistemleri eldeki hazır oyuncular belirler.
Türkiye Milli Takımı’na bir sistem kazandırmak için Türkiye içi ve Avrupa’daki futbolcularını iyi değerlendirmeli. Türkiye’nin Avrupa Şampiyonası’nda tur atlayacak kapasitede futbolcuları ülke içinde ve ülke dışında var.
10 Haziran 2008, Salı
Bu da Altaylı’nın yüzkarası yazısı…
Fenerbahçe “Biz” mi?
Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi maçını televizyondan izliyorum. Top her Fenerbahçe’ye geçişinde spiker çocuk “Top bizde” diye bağırıyor.
Fenerbahçe’nin her atağında “Bastırıyoruz” diyor.
“Kazanacağız” diyor. Sürekli bir “Biz” muhabbeti. Yahu “Biz” dediğin kim be evladım.
Niye “Biz” deyip duruyorsun, Fenerbahçe Milli Takım mı? Maçı benim evde kalabalık bir grup Galatasaraylı olarak izliyoruz, spiker her “Biz” dediğinde biz top Milan’a geçti zannediyoruz.
Böyle bir anlatım olur mu? Beşiktaşlılar ne yapar bilmem, ama o spiker arkadaşa durumu anlatayım.
Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti artık bir “İç rekabet” değil.
Bu iki büyük takım artık Avrupa’da da rekabet ediyorlar.
Fenerbahçe’nin onca transferi, onca para harcaması da bu yüzden.
Çünkü biliyorlar ki, rekabetimiz dışarıda sürüyor.
İçerde iki takımın şampiyonluk sayıları hemen hemen aynı. İkisi de üç yıldızı takmış durumda.
Türkiye Kupası’nda Galatasaray üstün ama onu zaten pek takan yok.
Şimdi asıl rekabet Avrupa’da. O yüzden de orada “Biz” yok.. Fenerbahçe ve Galatasaray var.
Nasıl ki, Laziolu İtalyan Roma karşısında, Galatasaray’ı tutuyorsa, Galatasaraylı Türk de Fenerbahçe karşısında Milan’ı tutuyor.
Spor spikerleri bu gerçeği biliyorlar ama nedendir bilinmez “Biz” diyorlar.
Biz diyerek bizim asabımızı bozmasınlar. Galatasaray Şampiyonlar Ligi Şampiyonu oluncaya kadar “Biz” Fenerbahçe’nin UEFA Kupası’nı almasını bile hazmedemeyiz.
Doğrusu bu..
2469 - (Toplam) 1 - (Bugün)