Altta Yatan Cehennemlikte Ya Üste Yatan ?

15 Ağustos 2008 yazar İbrahim Kutluay

Bu iki gündür özellikle sinirlendiğim bir konu var. Ne zaman bir teknoloji yeniliği çıksa neden Türkiye’de mutlaka amaç dışı kullanılır. Örneği kameralı telefonla yolda kızların poposunu, bacağını çekmek gibi…

Tamamını oku »

969 - (Toplam) 41 - (Bugün)

Kategori Adalet, Aile, Burası Türkiye, Din ve Yaşam, Sanat ve Toplum, Toplum, İnsan Manzaraları , Yorum yok »

Fenerbahçe’den Posta’nın Yalan Haberlerine Son (mu?)

08 Temmuz 2008 yazar İbrahim Kutluay

Malum yaz aylarında ligler tatil olunca spor basınında haber sıkıntısı had safhada. Böyle günlerde ne olur olsa olsa yeni yıldız trasferi haberleri ile gündem olur. Hele birde tutarsa. Vaktiyle Posta 4 yıl boyunca her sene Van Hooijdonk FB de diye haber haber yapmış ve yalancı çıkmıştı. 5. senede Pierre sonuda FB’ye gelince biz dememişmiydik demişlerdi utanmadan.

Tamamını oku »

497 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Medya, Spor, Toplum, Çöp Kutusu Haberleri , Yorum yok »

İtalyan Bakan Boyalı Paparazzi Medyasına Acaip Bir Gol Attı

28 Haziran 2008 yazar İbrahim Kutluay

Biliyorsunuz ülkemizde yıllardır Televole tarzı ana haber bültenleri izliyoruz. Öyle bir duruma geldikki haberler, “magazin arası haber” oldu. Tabii bu duruma gelince insanlar için Paris Hilton haberleri, enflasyondan, şehitlerden, susuzluktan, açlıktan çok daha seyredilir oldu. Derken hep aynı gündemden yorulduk ve ciddi haberler veren kanallar reyting çalmaya başlayınca (STV gibi, NTV gibi) büyük kanallarda ardarda anchormanlar transfer ederek biz daha ciddi haber sunarız yarışına girdiler.

Tamamını oku »

2318 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Burası Türkiye, Medya, Toplum, Çöp Kutusu Haberleri, İnsan Manzaraları , Yorum yok »

17 Ağustos ve Süperstar Ajda Pekkan Rezaleti Ve Titanic Batışında Asalet Kavgası

20 Haziran 2008 yazar İbrahim Kutluay

17 ağustos depremi yurdumuzun her bir yanında acısını hissetiren bir olaydı. İstanbul ki içinde her köyden ve şehirden issanlar vardır. Bunu aksi zaten mümkün değildir ki. Depremzedeler için bir yardım konseri verelim ve gelirinide depremzedelere bağışlayalım fikri ortaya atılır. Ancak Ajda Pekkan bu konsere çıkmayı reddeder.

Tamamını oku »

1116 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Burası Türkiye, Sanat ve Toplum, Sanat(!) Dünyası, Toplum, İnsan Manzaraları , Yorum yok »

Yeme Bizi Fatih Çekirge

16 Nisan 2008 yazar İbrahim Kutluay

Aylar önce bir yazımda Hürriyet’in internet sitesinden erotik resimleri çıkarma kararı aldığını ve Hürriyetin internet sitesinin en çok okunan gazete sitesi olmakla övündüğünü yazmış ve dalgamı geçmiştim. Erotik resimleri çıkarma sebepleri “Temiz yayıncılık” filan gibi şeylerdi. İşin aslı ise başkaydı.

Tamamını oku »

1141 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Burası Türkiye, Çöp Kutusu Haberleri , Yorum yok »

Çoban Mehmet Ve Manken Aysun’un Oyları Arasındaki Fark

14 Nisan 2008 yazar İbrahim Kutluay

Öncelikle bu konuda yazıp yazmamayı çok düşündüm. Ben kendi halinde, evine ekmek götürmek için çalışan bir elemanım. Öyle 75.000 euro değerinde Jeep sahibi değilim, İstanbul sosyetesine mensupta değilim. Kısaca alacağım tepkilerden birisinin şu olacağını biliyordum. “Kadına kızıyorsun kızmasına da başbaşa bir yemek yeseydin ondan kralı olmazdı değil mi?”… diğeri de sanırım şu oluyor du, “senin gibiler onun gibilere yaklaşamayacağı için kinini kusuyorsun?”…

Tamamını oku »

954 - (Toplam) 2 - (Bugün)

Kategori Burası Türkiye, Kişisel, Sanat ve Toplum, Sanat(!) Dünyası, Siyaset, Toplum, İnsan Manzaraları , Yorum yok »

Süleyman Çakır Ölümünün 4. Yılında Anıldı

08 Nisan 2008 yazar İbrahim Kutluay

Başımıza budamı gelecekti dedirten bir olay oldu ve bir vatandaş bir dizi kahramanının ölümünün 4. yılında gazeteye ilan verip, ilgili şahsı andı. İlanda kullanılan cümlelerde gene aynı şekilde ilginç.

Bilindiği üzere dizide Süleyman Çakır tiplemesi Oktay Kaynarca ile hayat bulmuştu. Bu rol ile ün kazanan Oktay Kaynarca’yı fanatikleri bir türlü unutamıyor olsa gerek Kocaeli de Tarık Bulut isimli vatandaş, Çakır’ın dizide öldüğü 8 Nisan 2004 tarihli gününün 4′üncü yıl dönümü nedeniyle gazetelere anma ilanı vermiş.

İlanda şu sözlere yer verildi:

“Merhum Ziya Yılmaz’ın (Laz Ziya) damadı, Nesrin Hanım’ın eşi, Meral Yılmaz’ın eniştesi, Polat Alemdar’ın can dostu ve ortağı, Memati, Erhan ve Abdülhey’in arkadaşı, Merhume Derya Çakır’ın ağabeyi, Seyfo Dayı’nın manevi yeğeni, Selvi ve Pusat’ın babaları unutulmaz isim Süleyman Çakır’ın vefatını bundan 1461 gün önce derin bir üzüntü ile öğrendik. Acımız büyük. Merhuma Rahmet, eş ve yakınlarına başsağlığı dilerim. Saygılarımla. Tarık Bulut (Bir Yurttaş).”

Çakır’ın ölümünden sonra Türkiyede oldukça ilginç olaylar olmuştu.

  • Dizide Çakırı vuran Cerrahpaşalı Halit yolda dövülmüş
  • Bir amatör lig maçında Çakır anısına saygı duruşu yapılmış
  • Bir çok yerde gıyabında cenza namazı kılınmış
  • Bir sürü vefat ve başsağlığı ilanıgazetelerde yayınlanmıştı.

1881 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Burası Türkiye, Medya, Sanat ve Toplum, Sanat(!) Dünyası , Yorum yok »

Çağdaş, Atatürkçü Bir Sanatçı ve Eşteyken Eş Bulma Sanatı

17 Mart 2008 yazar İbrahim Kutluay

Malum şahıs eski Türkiye güzellik yarışmalarında ün kazanmıştır. Sonra burnuna yapılan operasyonala güzelliğine güzellik katmış, arada bunu kullandığı işler yapmıştır. Derken evlilik ve bir dizi (Çocuklar duymasın) ile yakalanan şöhret.

Bu arada kendisine çağdaş Türk kadını böyle olur diye “Yılın Annesi”, çağdaş kadın bilmem ne ödülleri filan da verilir. derken bomba patlar. Şahsın kocası askerdir ve çağdaş sanatçımızın bir de sevgilisi vardır. Üstelik sevgili yunan kökenlidir. Önce inkar edilir. Sonra kabul edilir. Derken önce sanatçımız diziden kovulur ve eski tabirle “dost hayatı” yeni tabirle “birlikte yaşamak” olayına girilir. Derken ondanda soğuyan sanatçımız yeni birini daha bulur. Gene önce inkar eder. Sonra arkadaşız der. Sonunda ise “iş işteyken eş eşteyken bulunur der ve çıkar işin içinden.” Arada bir reklamdan da 400.000 dolar götürür. Onu reklama çıkaran zihniyete şaşarım. Zaten halkımızda şaşmız olacakki firma battı diye haber oldu.

Derken kendisinden küçük sevgilisi ile katıldığı şovda 3 çocuk polemiğine kendisi de katıldı. Sanatçımızın veciz sözü şöyle “Asıl bizim doğurmamız lazım ki Atatürk çocukları çok daha fazla olsun” …

  1. Bu sosyetik rezaletlerle Atatürkçü olunmaz ancak Aanın kemikleri sızlatılır bu bir.
  2. Bu zihniyetin yetiştirdiği çocuktan da yurd faydalı bir iş beklenmez bu da iki.
  3. Atatürk’ün sonradan  Venizelos ile kurduğu dostlukla kendisinin yaşadağı ilişki aynı şey değildir bu da üç.
  4. Atatürkü sakıp gibi ağzında çiğneyipte kirletme bu da dört.

Potansiyel koca adayı sanatçımızın en çok sırtını seviyormuş. E herkes neyin üstünden para kazanıyor se onu seviyormuş. Bu aşk olayından önce kim takar Yalava Kaymakamını gibi değilmiydi kendisi. Bu rezaletle işleri açılıpta roller almadımı. Elbet sever sırtını.

Bu arada sanatçımız şu an sunuculuk yapıyor. Programında Amerikalı bir kadın, kocaman memeleriyle karpuz kırma şovu filanda yapıyor. Ekranda kaçıyorum kendisinden gazete sitesinde ilginç şov diye çıkıyor.

Barış Manço boşuna dememiş “bana sanatçı demeyin alınıyorum.” diye. Sanatçılık bunlara kaldıysa bizimde işimiz Allah’a kalır tabii…

5 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Aile, Burası Türkiye, Medya, Sanat ve Toplum, Sanat(!) Dünyası, Toplum, İnsan Manzaraları , Yorum yok »

Sivilay Abla / Taraf Türkiye’nin Oscar Gecesi

12 Mart 2008 yazar İbrahim Kutluay

Sevgili Dostlarım,

Türkiye’nin Oscar’ları geçen akşam muhteşem bir törenle sahiplerini buldu. Töreni takip eden tek gazeteciydim. Sizden gelen soruları erteleyelim, lafı uzatmadan törene geçelim: 

 

En iyi film: Ergenekon

Sarıkız ve Ayışığı gibi başarısız projelerden sonra adeta rakipsiz olarak yarışa giren Ergenekon’un en büyük ödülü alması sürpriz olmadı. Eleştirmenlerin “Batı Çalışma Grubu”nun devamı eleştirilerine rağmen akademi üyelerinden tam not aldı. Yeni versiyonlarının çekileceği söylentisi huzurlu bir hayat isteyen vatandaşlar arasında endişeye neden oluyor.

 

En iyi yönetmen: Derin Brothers (Ergenekon)

Devlet içindeki Ergenekon yapılanmasını yönetmedeki üstün başarılarından dolayı bu ödülü almaya hak kazandılar. Çok sayıda ünlü oyuncu arasında rollerin ustalıkla dağıtılması, cinayet, entrika, milliyetçi duyguların sömürülmesi ve tüm figüranların sevk ve idaresindeki başarıları nedeniyle kendilerini kutlamıyorum. Derin kalmak için törene gelmeyen yönetmen kardeşlerin heykelciği İstanbul Emniyet Müdürlüğünde. Gidip alabilirler, hatta yatıya da kalabilirler. Hehehe.

 

En iyi erkek oyuncu: Alparslan Arslan (Mahkeme’de Son Tango)

Aslında Arslan’ın oyunculuğu çok parlak değildi. Ancak müebbet aldığı için bir daha ödül alma imkanı olmadığından akademi duygusal bir karar verdi. Alparslan’ın Oscar heykelciğine uzanmasını sağlayan ünlü tiradı hep birlikte hatırlayalım:

“Sevgili Abdullah Gül ve Tayip Erdoğan Beye sesleniyorum. Rica ediyorum şeriatı ilan ediniz. Genelkurmay sakın ha buna karşı çıkayım demeyesiniz. Çok kan akar vallahi. Bir de buradan Fetullah Gülen Hocama sevgilerimi gönderiyorum. Vallahi Danıştay baskınıyla Ergenekon’un bir ilgisi yok. Onlar masum Hâkim Bey.”

 

En iyi kadın oyuncu: Sevgi Erenerol (Kilisedeki Devlet)

Gerçekten bu ödülü sonuna kadar hak eden bir oyunculuk çıkardı. Laik bir Türk kadını olarak Halkla İlişkiler azizesi rolüyle bir ömür aile kilisesinde istavroz çıkartıp Türklerin Hıristiyanlaşmaması için İsa’dan yardım diledi. 

 

En iyi yardımcı erkek oyuncu: Alparslan Arslan’ın Babası (Oğlum Bir Dinci’nin Şifreleri)

Aslında bütün otoriteler bu ödülü Ergenekon Destanı filmindeki ağır abi rolüyle Veli Küçük’ün alacağına kesin gözüyle bakıyorlardı. Ancak Baba Arslan’ın son atağı Oscar heykelciğine uzanmasına yetti. Baba Arslan, oğlunun bir dinci olduğunu ve Ergenekon’un masum olduğunu anlatmadaki üstün çabası ödül verenlerin gözünden kaçmadı. Role kendisini o kadar kaptırmıştı ki töreninde bile repliklerini tekrarlıyordu.

 

En iyi yardımcı kadın oyuncu: Emine Şenlikoğlu (Sister Act)

Kostümü, mimikleri, ses tonu ve kurduğu cümlelerle; türban gelecek, bizi kapatacak korosuna ilham kaynağı oldu. Oscar heykelciğini eline aldığında “puta tapmayın!!” deyip ödülünü kırarak Oscar tarihine adını kalın harflerle yazdırdı.

 

En iyi özgün senaryo: Hudson Enstitüsü – ABD

Türkiye’de geçen hikaye, elli kişinin ölümüne neden olan büyük bir patlamayla başlıyor ve önemli bir bürokrata suikast düzenlenmesiyle devam ediyor. Bol şiddet ve aksiyon dolu film, geniş bir senarist kadrosu tarafından kaleme alındı. Ancak, hatırlayacağımız gibi film beklenen etkiyi göstermedi.  Film gösterime konulmadan senaryonun sonunu anlatan gazeteci Yasemin Çongar’in gişe başarısını engellediği konuşuluyor.

 

En iyi uyarlama senaryo: Hürriyet (Türkiye Malezya olur mu?)

Hürriyet yazarları tarafından Malezya’dan getirilen senaryo Türkiye’ye uyarlanmaya çalışıldı. Uyarlama başarılı olmasa da yıllardır İran uyarlamalarından fenalık geçiren akademi bu değişim çabasını ödüllendirdi.

 

En iyi yabancı film: Pakistan Derin Devleti (Benazir Butto Suikastı)

Darbecilik ihtisasını Türkiye’de yapan Pervez Müşerref’in en güçlü rakibi Butto’ya suikast düzenlenmesi bizim gibi üçüncü dünya ülkelerinin bildik trajedisini gözler önüne seriyor. Türkiye basını da bu trajediden bize ekmek çıkar mı diyerek İslami Terör manşetleri atmıştı. Biz bu filmi görmüştük.

 

En iyi çizgi film/animasyon: Rektörler (Ordu Göreve II)

Bu kadar büyük prodüksiyon ve oyuncu arasında Rektörlerin kara cüppeleriyle sergiledikleri oyunculuk ancak çizgi film kategorisinde yer bulabildi.

 

En iyi kısa metrajlı belgesel film: Show TV Ana Haber  (Hastanedeki Türbanlılar)

28 Şubat Oscarlarında da “düğmeye ben bastım, yandan geç” repliğiyle zihinlerimizde müstesna bir yer tutan Ali Kırca’nın hayaleti bu yılda ödüller üzerinde dolaşıyor. Gizli kamerayla “Dogma” tekniğiyle çekilmiş bir sosyal ispiyon filmi. Klişeleri çok olsa da konjonktür gereği ipi göğüslüyor.

 

En iyi uzun metrajlı belgesel film: Laikler (Rejim tehlikede)

Çekimleri 80 küsur yıldır devam eden belgesel bitecek gibi gözükmüyor. Çok uzun olduğu için bu kategoride rakipsiz. Gerçek mekânlarda, gerçek aktörler ve gerçek mermiler kullanılarak çekilen belgeselin teması “devletin eteğine sıkı sıkı tutun yoksa öcüler yer seni“olarak özetleniyor.

 

En iyi sanat yönetmeni: Ali Kırca (İstanbul Üniversitesi önünde kara çarşaflı kadınlar)

Türban konusunda haber yapmak için Beyazıt’ta volta atan muhabir rastlantı bu ya kara çarşaflı iki kadın görür. Onun istediği bir göz Allah vermiştir iki göz. Üniversiteye böyle mi gireceksiniz sorusuna, peçelerinin arkasından “Allahın izniyle böyle gireceğiz” cevabını alan muhabir, Oscar heykelciğini de kapar.

 

En iyi görüntü yönetmeni: Tuncay Özkan (Biz Kaç Kişiyiz)

Laikler Prensi rolüyle bu yıl tüm ödülleri toplayacağı beklenen Tuncay Özkan için bir hüsran gecesiydi. Tek ödülle yetinmek zorunda kaldı.  Hatırlanacağı gibi Cumhuriyet mitinglerinde kullandığı teknikle kalabalığı üç milyon gibi göstermeyi başarmıştı.

 

En iyi kostüm: Cemil Çiçek (Çene altı formülü)

Üniversitelere başörtülü kızların girebilmesi için tavşankulağı modelini geliştirdi ve modelin anayasaya fotoğraflı girmesini önererek alanında bir ilki gerçekleştirdi.

 

En iyi makyaj: -

28 Şubat Oscar töreninde en iyi makyaj da olmak üzere pek çok ödülü toplayan SiSi’nin yeri bu yıl da doldurulamadı. En iyi makyaj heykelciği bu yıl sahipsiz kaldı.

 

En iyi şarkı: Edip Akbayram/Bulutsuzluk Özlemi/Moğollar Korosu (Onuncu yıl marşı)

Solcu bildiğimiz sanatçılar iken, “konu rejimse solculuk teferruattır” deyip Cumhuriyet Mitinginden mitingine koştular. Kenan Doğulu’nun düzenlemesini yaptığı Onuncu yıl marşını kusursuz yorumladılar. Şarkıları CHP’yi iktidara taşımaya yetmediyse de Akademi de bu üstün çabayı karşılıksız bırakmadı.

 

En iyi özgün müzik: İsmail Türüt (Plan yapmayın plan)

Epik bir güfte için bestelenmiş bu eser, faşizme her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde akademinin de ilgisini çekti. Halk jürisinden pek ilgi görmese de törene damgasını vurdu.

 

En iyi kurgu: Tarsuslu Meczup (Mini eteklilere kezzap)

Bir devlet kurumunda kezzapçı olarak görev yapan Tarsuslu bir adamın trajik komik hikayesinde; bir ömür şırıngaları kezzapla doldurup eyleme geçmek için türban tartışmalarını beklemesi konu ediliyor. Türban yasağı savunanlara limon kolonyası ferahlığı veren kezzap olayı köşe yazarlarının da en çok başvurdukları örneklemelerde birinci sıraya yükseldi.

Taraf Gazetesinden alınmıştır.

429 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Siyaset, Toplum, Çöp Kutusu Haberleri , Yorum yok »

Ahmet Çakar ve Bikini

11 Mart 2008 yazar İbrahim Kutluay

Türkiyede bazen “dilin kemiği yok” lafı doğru çıkıyor. Ama doğru çıkan başka şeylerde var. Sevilla maçından önce ahmet Çakar cidden akla mantığa göre doğru bir laf etmiş. Sevilla bir çoklarına göre favori idi. Ama Çakar “Fener geçerse mucize olur” dememişte “yenerse bikini giyerim” demiş. Ancak sonrada top yuvarlaktır diye eklemiş. Bir haftadır heres işi gücü bıraknış soruyor. Çakar ne zaman bikini giyecek. Çakar sözünde dursun vs vs vs. Kuzey Irak, enflasyon, ekmek zammı, Tansel Çölaşan’ın Hitler almanyası dönemini çağrıştıran sözleri unutlmuş, herkes Çakar’ın bu cümlesine takmış durumda.

Eee sayın Çakar burası  Türkiye, Laf var adama tükürdüğünü yalatır, Gaf var adama Tv binası taşlatır.

387 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Burası Türkiye, Medya, Spor, Toplum , Yorum yok »

« Önceki sayfa