Fenerbahçe’den Posta’nın Yalan Haberlerine Son (mu?)

08 Temmuz 2008 yazar İbrahim Kutluay

Malum yaz aylarında ligler tatil olunca spor basınında haber sıkıntısı had safhada. Böyle günlerde ne olur olsa olsa yeni yıldız trasferi haberleri ile gündem olur. Hele birde tutarsa. Vaktiyle Posta 4 yıl boyunca her sene Van Hooijdonk FB de diye haber haber yapmış ve yalancı çıkmıştı. 5. senede Pierre sonuda FB’ye gelince biz dememişmiydik demişlerdi utanmadan.

Tamamını oku »

496 - (Toplam) 2 - (Bugün)

Kategori Medya, Spor, Toplum, Çöp Kutusu Haberleri , Yorum yok »

İtalyan Bakan Boyalı Paparazzi Medyasına Acaip Bir Gol Attı

28 Haziran 2008 yazar İbrahim Kutluay

Biliyorsunuz ülkemizde yıllardır Televole tarzı ana haber bültenleri izliyoruz. Öyle bir duruma geldikki haberler, “magazin arası haber” oldu. Tabii bu duruma gelince insanlar için Paris Hilton haberleri, enflasyondan, şehitlerden, susuzluktan, açlıktan çok daha seyredilir oldu. Derken hep aynı gündemden yorulduk ve ciddi haberler veren kanallar reyting çalmaya başlayınca (STV gibi, NTV gibi) büyük kanallarda ardarda anchormanlar transfer ederek biz daha ciddi haber sunarız yarışına girdiler.

Tamamını oku »

2317 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Burası Türkiye, Medya, Toplum, Çöp Kutusu Haberleri, İnsan Manzaraları , Yorum yok »

Yeme Bizi Fatih Çekirge

16 Nisan 2008 yazar İbrahim Kutluay

Aylar önce bir yazımda Hürriyet’in internet sitesinden erotik resimleri çıkarma kararı aldığını ve Hürriyetin internet sitesinin en çok okunan gazete sitesi olmakla övündüğünü yazmış ve dalgamı geçmiştim. Erotik resimleri çıkarma sebepleri “Temiz yayıncılık” filan gibi şeylerdi. İşin aslı ise başkaydı.

Tamamını oku »

1140 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Burası Türkiye, Çöp Kutusu Haberleri , Yorum yok »

Sivilay Abla / Taraf Türkiye’nin Oscar Gecesi

12 Mart 2008 yazar İbrahim Kutluay

Sevgili Dostlarım,

Türkiye’nin Oscar’ları geçen akşam muhteşem bir törenle sahiplerini buldu. Töreni takip eden tek gazeteciydim. Sizden gelen soruları erteleyelim, lafı uzatmadan törene geçelim: 

 

En iyi film: Ergenekon

Sarıkız ve Ayışığı gibi başarısız projelerden sonra adeta rakipsiz olarak yarışa giren Ergenekon’un en büyük ödülü alması sürpriz olmadı. Eleştirmenlerin “Batı Çalışma Grubu”nun devamı eleştirilerine rağmen akademi üyelerinden tam not aldı. Yeni versiyonlarının çekileceği söylentisi huzurlu bir hayat isteyen vatandaşlar arasında endişeye neden oluyor.

 

En iyi yönetmen: Derin Brothers (Ergenekon)

Devlet içindeki Ergenekon yapılanmasını yönetmedeki üstün başarılarından dolayı bu ödülü almaya hak kazandılar. Çok sayıda ünlü oyuncu arasında rollerin ustalıkla dağıtılması, cinayet, entrika, milliyetçi duyguların sömürülmesi ve tüm figüranların sevk ve idaresindeki başarıları nedeniyle kendilerini kutlamıyorum. Derin kalmak için törene gelmeyen yönetmen kardeşlerin heykelciği İstanbul Emniyet Müdürlüğünde. Gidip alabilirler, hatta yatıya da kalabilirler. Hehehe.

 

En iyi erkek oyuncu: Alparslan Arslan (Mahkeme’de Son Tango)

Aslında Arslan’ın oyunculuğu çok parlak değildi. Ancak müebbet aldığı için bir daha ödül alma imkanı olmadığından akademi duygusal bir karar verdi. Alparslan’ın Oscar heykelciğine uzanmasını sağlayan ünlü tiradı hep birlikte hatırlayalım:

“Sevgili Abdullah Gül ve Tayip Erdoğan Beye sesleniyorum. Rica ediyorum şeriatı ilan ediniz. Genelkurmay sakın ha buna karşı çıkayım demeyesiniz. Çok kan akar vallahi. Bir de buradan Fetullah Gülen Hocama sevgilerimi gönderiyorum. Vallahi Danıştay baskınıyla Ergenekon’un bir ilgisi yok. Onlar masum Hâkim Bey.”

 

En iyi kadın oyuncu: Sevgi Erenerol (Kilisedeki Devlet)

Gerçekten bu ödülü sonuna kadar hak eden bir oyunculuk çıkardı. Laik bir Türk kadını olarak Halkla İlişkiler azizesi rolüyle bir ömür aile kilisesinde istavroz çıkartıp Türklerin Hıristiyanlaşmaması için İsa’dan yardım diledi. 

 

En iyi yardımcı erkek oyuncu: Alparslan Arslan’ın Babası (Oğlum Bir Dinci’nin Şifreleri)

Aslında bütün otoriteler bu ödülü Ergenekon Destanı filmindeki ağır abi rolüyle Veli Küçük’ün alacağına kesin gözüyle bakıyorlardı. Ancak Baba Arslan’ın son atağı Oscar heykelciğine uzanmasına yetti. Baba Arslan, oğlunun bir dinci olduğunu ve Ergenekon’un masum olduğunu anlatmadaki üstün çabası ödül verenlerin gözünden kaçmadı. Role kendisini o kadar kaptırmıştı ki töreninde bile repliklerini tekrarlıyordu.

 

En iyi yardımcı kadın oyuncu: Emine Şenlikoğlu (Sister Act)

Kostümü, mimikleri, ses tonu ve kurduğu cümlelerle; türban gelecek, bizi kapatacak korosuna ilham kaynağı oldu. Oscar heykelciğini eline aldığında “puta tapmayın!!” deyip ödülünü kırarak Oscar tarihine adını kalın harflerle yazdırdı.

 

En iyi özgün senaryo: Hudson Enstitüsü – ABD

Türkiye’de geçen hikaye, elli kişinin ölümüne neden olan büyük bir patlamayla başlıyor ve önemli bir bürokrata suikast düzenlenmesiyle devam ediyor. Bol şiddet ve aksiyon dolu film, geniş bir senarist kadrosu tarafından kaleme alındı. Ancak, hatırlayacağımız gibi film beklenen etkiyi göstermedi.  Film gösterime konulmadan senaryonun sonunu anlatan gazeteci Yasemin Çongar’in gişe başarısını engellediği konuşuluyor.

 

En iyi uyarlama senaryo: Hürriyet (Türkiye Malezya olur mu?)

Hürriyet yazarları tarafından Malezya’dan getirilen senaryo Türkiye’ye uyarlanmaya çalışıldı. Uyarlama başarılı olmasa da yıllardır İran uyarlamalarından fenalık geçiren akademi bu değişim çabasını ödüllendirdi.

 

En iyi yabancı film: Pakistan Derin Devleti (Benazir Butto Suikastı)

Darbecilik ihtisasını Türkiye’de yapan Pervez Müşerref’in en güçlü rakibi Butto’ya suikast düzenlenmesi bizim gibi üçüncü dünya ülkelerinin bildik trajedisini gözler önüne seriyor. Türkiye basını da bu trajediden bize ekmek çıkar mı diyerek İslami Terör manşetleri atmıştı. Biz bu filmi görmüştük.

 

En iyi çizgi film/animasyon: Rektörler (Ordu Göreve II)

Bu kadar büyük prodüksiyon ve oyuncu arasında Rektörlerin kara cüppeleriyle sergiledikleri oyunculuk ancak çizgi film kategorisinde yer bulabildi.

 

En iyi kısa metrajlı belgesel film: Show TV Ana Haber  (Hastanedeki Türbanlılar)

28 Şubat Oscarlarında da “düğmeye ben bastım, yandan geç” repliğiyle zihinlerimizde müstesna bir yer tutan Ali Kırca’nın hayaleti bu yılda ödüller üzerinde dolaşıyor. Gizli kamerayla “Dogma” tekniğiyle çekilmiş bir sosyal ispiyon filmi. Klişeleri çok olsa da konjonktür gereği ipi göğüslüyor.

 

En iyi uzun metrajlı belgesel film: Laikler (Rejim tehlikede)

Çekimleri 80 küsur yıldır devam eden belgesel bitecek gibi gözükmüyor. Çok uzun olduğu için bu kategoride rakipsiz. Gerçek mekânlarda, gerçek aktörler ve gerçek mermiler kullanılarak çekilen belgeselin teması “devletin eteğine sıkı sıkı tutun yoksa öcüler yer seni“olarak özetleniyor.

 

En iyi sanat yönetmeni: Ali Kırca (İstanbul Üniversitesi önünde kara çarşaflı kadınlar)

Türban konusunda haber yapmak için Beyazıt’ta volta atan muhabir rastlantı bu ya kara çarşaflı iki kadın görür. Onun istediği bir göz Allah vermiştir iki göz. Üniversiteye böyle mi gireceksiniz sorusuna, peçelerinin arkasından “Allahın izniyle böyle gireceğiz” cevabını alan muhabir, Oscar heykelciğini de kapar.

 

En iyi görüntü yönetmeni: Tuncay Özkan (Biz Kaç Kişiyiz)

Laikler Prensi rolüyle bu yıl tüm ödülleri toplayacağı beklenen Tuncay Özkan için bir hüsran gecesiydi. Tek ödülle yetinmek zorunda kaldı.  Hatırlanacağı gibi Cumhuriyet mitinglerinde kullandığı teknikle kalabalığı üç milyon gibi göstermeyi başarmıştı.

 

En iyi kostüm: Cemil Çiçek (Çene altı formülü)

Üniversitelere başörtülü kızların girebilmesi için tavşankulağı modelini geliştirdi ve modelin anayasaya fotoğraflı girmesini önererek alanında bir ilki gerçekleştirdi.

 

En iyi makyaj: -

28 Şubat Oscar töreninde en iyi makyaj da olmak üzere pek çok ödülü toplayan SiSi’nin yeri bu yıl da doldurulamadı. En iyi makyaj heykelciği bu yıl sahipsiz kaldı.

 

En iyi şarkı: Edip Akbayram/Bulutsuzluk Özlemi/Moğollar Korosu (Onuncu yıl marşı)

Solcu bildiğimiz sanatçılar iken, “konu rejimse solculuk teferruattır” deyip Cumhuriyet Mitinginden mitingine koştular. Kenan Doğulu’nun düzenlemesini yaptığı Onuncu yıl marşını kusursuz yorumladılar. Şarkıları CHP’yi iktidara taşımaya yetmediyse de Akademi de bu üstün çabayı karşılıksız bırakmadı.

 

En iyi özgün müzik: İsmail Türüt (Plan yapmayın plan)

Epik bir güfte için bestelenmiş bu eser, faşizme her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde akademinin de ilgisini çekti. Halk jürisinden pek ilgi görmese de törene damgasını vurdu.

 

En iyi kurgu: Tarsuslu Meczup (Mini eteklilere kezzap)

Bir devlet kurumunda kezzapçı olarak görev yapan Tarsuslu bir adamın trajik komik hikayesinde; bir ömür şırıngaları kezzapla doldurup eyleme geçmek için türban tartışmalarını beklemesi konu ediliyor. Türban yasağı savunanlara limon kolonyası ferahlığı veren kezzap olayı köşe yazarlarının da en çok başvurdukları örneklemelerde birinci sıraya yükseldi.

Taraf Gazetesinden alınmıştır.

429 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Siyaset, Toplum, Çöp Kutusu Haberleri , Yorum yok »

Serpil Örümcer’in İbretlik Durumu

09 Aralık 2007 yazar İbrahim Kutluay

Zaman gazetesinde gecenin bu vakti bir haber ilişti gözüme.  Sonunda bu konudaki yazılarıda siteye koymaya karar vermiştim ki bu olay tuzu biberi oldu.

Yaklaşık 5 -6 yıl önce kopan fırtınada bir daha gündeme gelmişti bu isim. Olaydaki esas oğlan Berkant sokakta kalan kızına sahip çıkmamıştı. Hatta Reha Muhtar tehdit ediyordu adamı, “Sen bu kıza sahip çıkmazsan bende haberleri senin şarkınla bitirmeyeceğim” diye. O esnada kızın annesinin Serpil Örümcer olduğu söylenmişti. Bir adamla imam nikahı ile evli olduğu onunda kızına destek veremediği belirtiliyordu. Kızın durumunu hala bilmiyorum o günden beri bu gün haberde öğrendim ki hepsi birden sokakta kalmışlar.Herkesin “bayan bacak” diye iç geçirerek baktığı kadın şimdi çöp toplayarak geçinmeye çalışıyormuş. Haberin tam metni aşağıda;

Bir dönemin ünlü ses ve sinema sanatçısı Serpil Örümcer, şimdilerde hayatta kalabilmek için çöp topluyor.

Ünlü olduğu dönemde sahnelerin en fazla tercih edilen sanatçılarından biri olan Örümcer, ibretlik hayatını “Yaşadığım hayatın bedelini ödüyorum. Benim bu halim gençlerimize ders olsun.” diye özetlerken, kendisine karşı yapılan vefasızlığı kaldıramadığından dolayı uzun süre psikolojik rahatsızlık yaşadığını ifade ediyor.

Serpil Örümcer, parıltılı yaşama adımını 14 yaşında atıyor. Samanyolu şarkısıyla meşhur olan Berkant’la evleniyor. Sanatçının çalıştığı gece kulübünde sahneye çıkmaya başlıyor. Ancak büyük aşk sadece 1 yıl sürüyor. Kızı Fulya’ya hamileyken eşini terk ediyor. O günleri anlatırken gözyaşlarını tutamayan Örümcer, “Bir deniz subayıyla nişanlıydım. Ama aşk gözümü kör etti. Birden yüzüğü atıp Berkant’la evlendim. Ama hayatımın ilk hatası buydu. Şimdi nişan bozduğum kişi emekli bir deniz albayı. Sözümde durmuş olsa idim çöplükte değil, evimin hanımı olarak başköşede olurdum.” diyor.

Serpil Örümcer bugün 54 yaşında. Kızı Fulya, torunları Onur ve Berkant’la birlikte sokaklarda yaşıyor. Ünlü iken sahne arkasında dönen dolaplara alet olmadığından dolayı bu hallere düştüğünü söylerken, “Ben hayatımı kazanmak için dürüst yaşamak istedim. Başkaları gibi yapsaydım bugün çöplüklerde olmazdım. Şanım yürür, ben de villalarda hanımefendi olarak yaşardım.” diye konuşuyor. “Kerize Bak Kerize” ve “Dert Dermanım” adlı şarkılarıyla ünlenen eski sanatçı, Berkant’ın, hem kendisini hem de kızını bir defa bile aramadığını iddia ediyor.

Örümcer, Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Orhan Gencebay, Kamuran Akkor ve Osman Yağmurdereli gibi ünlü kişilerle o dönemde yakın arkadaş olduklarını; ancak kendisi bu hallere düştükten sonra samimi bir dostunun dahi kalmadığını belirtiyor. “Benim Allah’ım, kızım ve torunlarımdan başka kimsem yok.” diye ağlayan Örümcer, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ben şöhret, makam ve para neymiş gördüm. Bir dönem çok şeylere sahip oldum. Ama şimdi elimde bir şey yok. Allah’ıma şükür onurumla ekmeğimi çıkarmaya çalışıyorum. Çöp toplamaktan hiç utanmıyorum. Çünkü namusumla çalışıyorum.”

Örümcer, ünlü olmak için gece kulüplerinde ya da dizilerde boy gösteren, bir gecede şöhret olmak isteyen gençlere de, “Bunun sonu yok. Güzelliğiniz gittiği zaman sizin yerinize başkaları bulunur. Başkalarının perde arkasında yaptığı işlere kendinizi alet etmeyin. Kolay para kazanma yolunu seçmeyin.” diyor. Serpil Örümcer’in arkadaşlarından tek isteği ise kendisi adına bir gece düzenlenip kızı ve torunlarının sokaktan kurtulması için kafalarını sokacakları bir ev temin edilmesi.

Buyrun burdan yakın. Biliyorumki benim blogum RTE kadar etkili değil. Biliyorum belkide kimse bu yazıyı okumayadabilir. Ama sonuçta ben kibriti çakıyorum. Gelinli-kaynanalı aptal yarışmalardan fuhuşa düşenleri, adı manken kendisi başka birşey sofra kaşarlarını, gazoz kapağı artistlerini, sırtını babalara dayayıp iş kuranları, türkiye güzeli seçilip ordan daldan dala gidenleri yazacağım artık. Aslında yazıyorum zaten ama artık buraya da koyacağım.

Belki bir tane kız okurda, o hayal aleminin sonunun her türlü sonuçta fuhuşa çıktığını görür. Ne de olsa adı sanatçı bazıları;

  • Albüm satsın diye sansasyon için birileri ile yatıyor
  • Filmde başrol için rejisör yada yapımcı ile yatıyor
  • Gazinoya çıkmak için sahibiyle yatıyor
  • Para musluğu açılsın diye sosyeteden önüne gelenle yatıyor
  • Parası çoktur diye futbolcularla yatıp becerebilirse nikah kıydırmayı planlıyor
  • Canlı yayında bir geceliğine kendisine fiyat biçtiriyor
  • Haber spikeri olmak için kanalda etkin birileriyle yatıyor

Sanatçı olduğunu iddia eden erkeklerin birçoğu içinde durum aynı. Tabiki adam gibi işini yapanlara lafım da yok. Ama şimdi siz söyleyin karnı aç çocuğunun karnını doyurmak için mecburen bedenini satan biri ile sırf lüks özentisi ile bedenin peşkeş çeken birisi arasında hangi daha suçlu hangisi daha masum.

Serpil Örümcerin sonu herkese ibret olmalı. Özellikle de “Bir deniz subayıyla nişanlıydım. Ama aşk gözümü kör etti. Birden yüzüğü atıp Berkant’la evlendim. Ama hayatımın ilk hatası buydu. Şimdi nişan bozduğum kişi emekli bir deniz albayı. Sözümde durmuş olsa idim çöplükte değil, evimin hanımı olarak başköşede olurdum.” dediği kısmı herkes iki kere okumalı.

948 - (Toplam) 3 - (Bugün)

Kategori Aile, Burası Türkiye, Din ve Yaşam, Sanat ve Toplum, Sanat(!) Dünyası, Toplum, Çöp Kutusu Haberleri, İnsan Manzaraları , Yorum yok »