Teziç Nasıl Atatürkçü Anlamak İçin

07 Aralık 2007 yazar İbrahim Kutluay

Dün YÖK başkanı veda konuşması yaptı bu meyanda fikirlerini açıklayıp bir takım mesajlar vardı. Son yıllarda YÖK’ün işi gücü bırakıp türban yasağı ile uğraşması nedeniyle muhatap olduğu suçlamalardan biriside mason olduğu hakkındaki iddialardı. Biliyorsunuz YÖK başkanları bugüne kadar Atatürkçülük söz konusu olduğunda cansiperane konuşmakta ve mangalda kül bırakmamaktaydılar. Atatürkçülüğün yılmaz bekçileri onlardı. Gelelim sayın Teziç’in son gün patlattığı bombaya. “Mason musunuz” sorusuna ” verdiği ceap aynen şu ;

SORU: Sizin mason olduğunuz yönünde bazı iddialar var ne diyeceksiniz?

- Ben ne isem oyum, olsa söylerim. Aksini iddia ediyorsanız, ispatlamakla sorumlusunuz. Ayrıca bu tür yerlere üye olmuş insanları da kınamam.

Şimdi diyeceksiniz ki bunda ne var; haklısınız bir şey yok gibi duruyor oysa tarihe bir dönüp bakalım. Atatürk’ün aniden Mason localarını kapattığını göreceğiz. Madem sayın Teziç Atatürkçü, aklıcı bir adam neden acaba onun yolunu izlemiyor o zaman.

289 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Atatürk ve Atatürkçülük, YÖK Dosyası , 2 Yorum »

Atatürkçülük Bu Kadar Ucuz mu?

04 Aralık 2007 yazar İbrahim Kutluay

Hoolywood filmlerinde kötü rolde oynayan karakter zenci ise yönetmen yada senarist “ırkçı” damgası yememek için denge unsuru olarak mutlaka zenci ama iyi bir karaktere yer verir denge unsuru olarak.

Ülkemizde de Atatürkçülük buna benzer hassas bir konudur. Ancak yıllardır dikkak ettiğim şeylerin başında gelen şeylerin başında kendi fikirlerini Atatürkçülüğe mal ederek topluma bunu adeta hipnoz ile aşılanmaya çalışılması geliyor.

Bugün ülkemizde herkes  Kurtuluş Savaşını bilir, herkes Çanakkale Savaşınıda bilir. Ancak ne hikmetse bazıları kendi fikirlerini Atatürkçülük diye yutturmaya kalkar, karşı çıkanları da gerici, yobaz, hırsız, rüşvetçi vs her türlü kanaldan damgalayıp yolundan çekilmesini sağlar.

Aslında din ve yaşam gibi bu konuda da arşivimde bir sürü yazım var. Ama konu hassas ve söylediğiniz en ufak kelime yüzünden haksızca eleştirilmeniz söz konusu. Yinede bu konulardaki yazılarımı da koymaya karar verdim.

Buna ait bir kategori de açtım. Ermeni dosyasında ki çelenk yazısını da bu kategoriye de ekledim. Bence mutlaka okumalısınız. Gerçek dostlarımız kimmiş tekrar görmekte fayda var.

Konuya dönersem; örneğin malum dönemde “çiçek sularken” basılan meşhur savcıyı bazıları, “Atatürkçü birisi” diye savunmaya kalkmıştır. Ben o zaman gruplarda “yahu etmeyin bu adam devletin en önemli mahkemesinde savcı, madem uçkur sorunu var, yarın devletin belgelerini neden uçkur uğruna satmasın bu adam” demiş ve otomatikman karşı gruba gönderilmiştim.

Gene bir kurumun başkanı Kurban Derisi için askeri, polisi ayağa kaldırmış, olaya karşı çıkanları “Atatürkçü bir kurumun deri toplamasından rahatsız oluyorlar diye yaftalamıştı”. Bilin bakalım sonunda ne oldu. Bunu yapan yetkili hakkında ileriki yıllarda yolsuzluk dolayısı ile soruşturma açıldı. Hatta bu ülkede Atatürkçü kimliğinden en az şüphe edilecek EminÇölaşan bile bukişiye verdiği destekten özür diledi.(Bu kişi 2001 de kalp krizinden öldü. Ancak 17 yönetici devleti o günkü para ile 6 trilyon lira zarara uğratııkları iddiası Rahşan Affına takıldı. Bu şahsın yakınları ise daha sonra İsviçre’de ve değişik avrupa şehirlerinde yaşadılar. Şu an nerdeler bilmiyorum. Ama bir devlet memuru amaşşı ile bu lüksün nereden geldiğini tahmin etmeyi size bırakıyorum)

Malum rektörlerin en önde gideni ise intihalden yani kısaca başkasının bilimsel verisini çalıp kendisininki gibi göstermekten suçlu bulunup görevden alındı. Düşünün ki Atatürkçü olduğunu iddia edenleri, en akla gelmez bahanelerle aklayan YÖK bile sonunda dayanamyıp kendisini görevden aldı.

Ancak vakti zamanında bunlara sahip çıkmak, Atatürk’e sahip çıkmaktır gibi lanse ediliyordu bizlere. Oysa Çanakkale’nin aziz hatırası Nusrat Mersin de hurdalıktan çıkarılıp müze haline getirilmiştir. Tarsu Belediye başkanına bu konuda şüran duymalıyız. Ancak bu aziz hatıra hurdalığa giderken nerdeydi bu Atatürkçü insanlar ? Keza Savarona’yı fareler istila ettiğinde ?

Sorarım şimdi  sizlere

  • Atatürk milletin parasını zimmetine geçirirmiydi
  • Atatürk milletin parasıyla Cannes’a gidermiydi
  • Hava olimpiyatı düzenleyeceğim diye devleti parasını  har vurup harman savururmuydu
  • Atatürk hırsızlık yaparmıydı

Birde olayın diğer kanadı var tabii. Bugün okuduğuma göre Venezuellanın karizma lideri Chavez “İsa Peygamber şimdi gelse devrime sahip çıkardı” demiş.  Cümle size de tanıdık geldi mi ? Acaba bizim malum parti liderinin demecini okuyor diye düşündüm. O da”Atatürk yeniden dirilse partimize üye olurdu” demişti.

Bugün etrafa bakıyorum;

  • Her tarafta, her okulda  anlamsız, biçimsiz ucuz alçıdan Atatürk büstleri ve heykelleri var
  • Neredeyse her büroda bir Atatürk resmi var

Şimdi birilerinin bana “Aha bak bu da Atatürk düşmanı, büstüne bile katlanamıyor bak” diyebilirler. Bende sorarım, “Atarükçülük yılda bir kere 5 dk ayakta durmakmıdır.?

Benim bildiğim;

  • Derslerine sıkı sıkı çalışan ve ülke gerçeklerinden haberdar bir öğrenci,
  • Öğrencilerini iyi yetiştiren ve onlarına vatanına milletine faydalı birer vatandaş olarak meydana getiren bir öğretmen,
  • İşinin hakkını veren ve kaytarmayan bir işçi,
  • Bilim alanında buluşlar yapan ama politika peşinde koşmayan bir öğretim görevlisi,
  • Evladını adam gibi adam olarak yetiştirmeye çalışan her anne-baba,
  • Karşısına gelenler karşısında bükülmeden-eğilmeden-iltimas geçmeden adalet için kararveren her hakim her savcı,
  • Cebi için değil halkı içinçalışan her politikacı yukarda saydığımız aykırı örneklerden çok daha Atatürkçü’dür.

Lütfen her etiket taşıyanı başınızın üzerine çıkarmayın… Çünkü bir de atasözü var. “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.”

261 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Atatürk ve Atatürkçülük, Yolsuzluklar, YÖK Dosyası , Yorum yok »

6 Yıldır Körmüydün Sayın Rektör

23 Kasım 2007 yazar İbrahim Kutluay

Bilindiği gibi zaman zaman ülkemizde Rektörler kendilerini “ormanda 70 milyon kaplan gücünde” sanır ve tüm halkı kendileri gibi düşünerek açıklamalar yaparlar. Örneğin ODTÜ rektörü Ural Akbulut hocamız da bunlardan birisidir. Kendisi “Vatan, Millet, Sakarya” denildiği anda coşanlardandır.

Herkesin kabul ettiği gibi ODTÜ ülkemizin en gözde okullarından birisidir. Buna Rektör olmakta kolay değildir. Ancak maalesef işte bu güzide üniversite bile bazı ayak oyunlarına alet edilmiş bulunuyor.

Mersinde denize sıfır 70 dönüm arazi kampüs alanı alarak ODTÜ’ye tahsis ediliyor. ODTÜ bu arazinin bir kısmını ihalesiz, bedelsiz kendisine ait özel şirket niteliğindeki bir vakfa 49 yıllığına kiralıyor. Sonra kendi kanunlar hiçe sayılıp denize sıfır okul binası yapılıp çalışan çocuklarına hizmete açılıyor. Sonra birden kendi deyimleriyle “vatan millet borcu” diyerek okulu dışarıda açıp yıllık 4000-6000 YTL düzeyinde bedelle öğrenci alıyorlar.

Durun daha bitmedi. Kocaeli ve Niğde illerindeki okullar yardımıyla, iki ayrı vakfa 1 milyon YTL düzeyinde para aktarılıyor.

Sayın Ural Akbulut’un savunması ise şu “Arazi benden önce tahsis edilmiş, ben 2000′de göreve başlamıştım”… Eee iyi de sayın rektör, bunca yıldır gözünüze inmemi indide görmediniz bunların ?

Detaylar buradan incelenebilir.

307 - (Toplam) 1 - (Bugün)

Kategori Burası Türkiye, Toplum, Yolsuzluklar, YÖK Dosyası , Yorum yok »

YÖK’ün Yargıya Müdahalesi

23 Kasım 2007 yazar İbrahim Kutluay

Bilindiği gibi 12 Eylül bu ülkeye 2 güzide emanet bıraktı. Biri seçilmişlerin bile üstünde Senatonun yerini alan Anayasa Mahkemesi, diğeri ise tek derdi “öğrenciler sadece okula gitsin gelsin, anarşiden uzak dursun ama okumasın, düşünmesin, kısaca istediğimiz gibi robotlar” olsun derdindeki YÖK. Yıllardır YÖK hakkında çeşitli şeyler okudum gördüm.

  • Sırf kendileri düşüncelerine yakın diye yolsuzluklara göz yummalar
  • Yolsuzluk dosyalarını yargılama izni vermemeler
  • Yargılanacak kişilere sahip çıkmayı “Cumhuriyete Sahip Çıkmakla” eşit tutmalar
  • Belli bir kesimi budamak için Meslek Liselerini adeta çöle çevirip ülkenin nitelikli işgücü yetiştirmesine engel olmalar

Hangi birisini sayayım. Bu ülkede her misyon ve İZM’den insan bile YÖK’ün aslında gerçek fonksiyonundan uzak durup sadece belli bir elit kesimin fikirlerini yansıttığını görebiliyor.

Düşünün ki bir YÖK başkanı seçilmiş hükümet için “Bunlar devlet iktidarını ele geçirmek istiyorlar” desin. Dünyanın hangi çağdaş ülkesinde bu olur… Ama burası Türkiye.

Okul bahçesinde etkinlikte “Bira Standı” açılır kimse tınmaz ama kendilerine uymayan en ufak olayda birden bire bir “vatan elden gidiyor” yaygarası koparılır ki şaşarsınız.

Düşünmüyorum öyleyse YÖK’üm diye çıkmış duvar yazılarını hatırlıyorum geçmişte. Oysa YÖK gibi bir kuruluş sadece bunlarla mı gündeme gelmeliydi.

Benim beklediğim ise şunlardı.

  1. Ülkedeki öğretim üyelerinin her yıl yabancı dergilere yazdığı binlerce makale olması
  2. Ülkedeki alınan patent sayısının her yıl 5000-6000 düzeyine çıkması ve sürekli artması
  3. Ülkeden en az 10 üniversitenin ilk 500′ e girmesi
  4. Rektörlerin ve dekanların siyasi düşüncelerinden çok, hak ettikleri için seçilmesi
  5. Görevi kötüye kullananların anında açığa alınıp yargılanması ve aklandıkları anda görevlerine dönmeleri

Umarım bir gün bir yasal düzenleme yapılırda YÖK olması gereken asıl işlevine kavuşur.

270 - (Toplam) 0 - (Bugün)

Kategori Adalet, Siyaset, Toplum, YÖK Dosyası , Yorum yok »