Öncelikle bir gerçeği itiraf etmem lazım. Beş parmağın beşi bir değil. Şüphesiz her Bilkent (yada herhangi bir üniversite) öğrencisi de aynı değil. Kimisi trilyoner babanın çocuğudur kimisi de bursludur. Kimi en kral arabaya biner gezer, kimi de simitle ay sonunu getirir. O bakımdan aşağıda geçen metindeki Bilkentli ifadelerini sadece şu anlamda kullanmış olduğumu belirtiyorum. “Okumuş ama okuduğunu anlamamış, eli ekmek tutmamış, baba parası yiyip caka satan ve insanlara tepeden bakan tiki, entel dantel tipler”…
Gelelim konuya : geçen gün 32. Gün programını izleyene kadar Bilkent Üniversitesini matah bir yer sanırdım. Öğrencilerin konuşma ve tavırlarını görünceye kadar tabii.
Günün bombası bir öğrencide patladı. Diğer bir kaç öğrencide destek verdi… Söyledikleri özetle şu. “Ben eğitildim, okudum, aydınım, bilgiliyim, benim verdiğim oy ile doğuda yada anadolu da orda burda okumamış, eğitim görmemiş, Çoban Mehmet’in oyu nasıl aynı sayılır”. Bence de haklı bu Bilkentli kardeşlerim. Onları oyları cidden eşit olmamalı. Neden mi. İşte sebepleri;
- Çoban Mehmet küçükten itibaren iş hayatına atılır, şanslı ise geçim sağlayacak bir iş bulur. Hep bir okulda bir bölüm tahsil etmenin hayalini kurar. Bilkentli ise bu gerçekle yüzleşene kadar burslular hariç, sadece ailelerinden para tahsil eder. Ekmeğini kendi kazananla, baba parası yiyen bir olur mu?
- Çoban Mehmet, Çiftçi Zehra için yeşilin iki anlamı vardır. Birisi Yeşil Kart, diğeri ise yetişen ekinin yeşili. Bilkentli de yeşilden 2 şey anlar. Birisi amerikanın verdiği yeşil kart, diğeri ise dolar yeşili. Bunların oyu nasıl eşit olur ?
- Çoban Mehmet PAZAR diyince iki şey anlar. Pazar tatilini ve ucuz alışveriş semt pazarını. Bilkentli Pazar diyince tatli ve eğlence gününü. Eşit oy ha.
- Çoban Mehmet, Çiftçi Zehra bir evliliğin derdindedir. Bilkentli o de önem revaçta olan karşı cinsi nasıl tavlayacağının derdindedir. Bunların oyu nasıl eşit olur?
- Çoban Mehmet kendi şivesiyle konuşur, İngilizce kelimeleri araya sıkıştırarak değil. Eşit oy mu dediniz ?
- Çoban Mehmetler küçük yaşta hayatla yüzleştikleri için gerçek hayatla daha önce tanışırlar, Bilkentliler ise burslular hariç sosyetik yada burjuva çocuklarıdır. Lüks sayılabilecek arabaları ile okula gitmekteler. Okul taksitlerinide aileleri ödemektedir. Hayatı tanıyanla, tanımayan nasıl eşit oy verebilir ?
- Çoban Mehmet’ler 15 ay askerlik yaparlar (benim gibi yüksek okul mezunu olsalar dahi), Bilkent Mezunu ise 6 ay onuda genelde kıyak yerlerde. Yedek subay olursa bir de üste para alır. Bunların oyu nasıl eşit olur ?
- Çoban Mehmet genelde askerliğini yapmıştır. Bilkent’li ancak okul bitince, ardından yüksek lisans, doktora filan bitince gider. Onda da genel olarak Çoban Mehmetlere komutan olur. Bunların oyu nasıl eşit olsun ?
- Çoban Mehmet, Çiftçi Zehra ekmeğin fiyatını, tütün fiyatını takip eder. Hayatı başkasının parasıyla yaşamaz. Ekmeği için mücadele eder. Çoban Mehmet enflayonu gerçekte ve içinde yaşar. Bilkentli ise TUIK açıklamalarında. Eee bunların oyu nasıl eşit olur?
- Çoban Mehmet, töre, berdeli, erken evliliği, kan davalarını yaşar ve görür. Bilkent’li gibi gazete haberlerinde okumaz. Oylar nasıl eşit olsun?
- Bilkentli toplumun geri kalmışlığından yakınır ama aydınlatmak için ne yapılması gerektiği konusunda bir fikri yoktur. Çoban Mehmet ise gerekli görürse gerekeni yapar. Oylar nasıl eşit olsun ?
- Çoban Mehmet erken kalkar tarlasına, işine gider. Bilkentli sadece o günkü dersi düşünmektedir. Oylar nasıl eşit olsun?
- Çoban Mehmet, Renault Broadway ile birini görürse yuhlamaz. (Bilkentte kardeşimin bir arkadaşının yaşamış olduğu gerçek bir olaydır. Yaşayan da banka müdürü oğlu. Arabada Tempradır üstelik). Eşit oy ha ?
- Çoban Mehmet o günkü ekmeği için elini bırakın aslanın ağzına, 12 parmak bağırsağına kadar sokar. Bilkent’li çoğu ise babasının şirketinde işi hazır olup, ya da büyük holdinglerin, yurt dışının hayalini kurmaktadır. Oyların eşit olması mümkün mü ?
- Çoban Mehmet ilk fırsatta “istemem yan cebime koy” demez. Oysa silahlı soygunlardan çok daha karlıları kıravatla yapılmaktadır. İmza atıp, mangırı cebe atarak… Oylar eşit olur mu ?
- Çoban Mehmet, halayı, türküyü, lorkeyi bilir. Bilkentli ise Jlo’ yu, Bradd Pitt’i. Oylar eşit olur mu ?
- Çoban Mehmet, Çiftçi Zehra ay sonu nasıl gelecek derdindedir, Bilkentli yeni moda elbiselerin. Bu oylar eşit olur mu ?
Eklenecek daha çok şey bulunur aslında ama üste para veripte üniversiteye giden hemde hukuk fakültesinde okuyan, yada uluslarası ilişkiler öğrencisi “onun oyu benimle nasıl eşit olur” diyenlere bir iki ders var daha aslında.
- Hukuka saygı diye kendinizi yırttınız program boyunca, anayasa 10. maddeden haberiniz yok oysa. (Hoş geçen bir programda da Bilgi üniversitesinden hem de Atatürkçü olduğunu iddia eden bir hanımefendi (Atatürk bu kişiyle tanışsa kahrından ölürdü ayrı konu), “Anayasada ordunun görevlerinden birisi de iç ve dış düşmanlara karşı ülkeyi korumaktır” demişti. Oysa ilgili madde anaysada değil sadece TSK’nın iç hizmet kanununda geçmektedir).
- Seçilmek için Kamer GENÇ ile herhangi bir İstanbullu vekilin aldıkları oy sayılarına bakın, bir Tuncelinin oyu kaç İstanbullu oyuna bedel görürsünüz.
Not: Tekrar belirtme gereği duymaktayım. Benim derdim Bilkent, Boğaziçi, bilgi Üniversitesi değil, bu ülkenin kaymağını yani gelir payının çoğunu yiyipte sıradan vatandaşları 2. sınıf gören kişilerle. Diğerlerini tenzih etmek boynumuzun borcudur.
3259 - (Toplam) 1 - (Bugün)
Bu harika yorumu gec okumuş olmaktan dolayı çok üzgünüm. Tebrik ederim. Bu ülkenin gerçeği ancak bu kadar güzel anlatılabilir.
anayasa madde 10′daki eşitlik ilkesi de yine Bilkentli arkadaşlar tarafından dile getirilmiş ve Bilkent Hukuk Fakültesi öğrencileri diğer bölümde okuyan öğrencinin yanlışını düzeltmişlerdir, oylar arasında eşitsizlik olmayacağı savunulmuştur. Salondan birinin görüşünü tüm salona mal etmeniz ve programı tam/dikkatli bir şekilde izlemeden yazmanız şaşırtıcıdır.
Bilkent Hukuk Fakültesi öğrencileri anayasa madde 10′u vurgulamışlardır.
O savı ileri süren de hukuk fakültesi öğrencisi değildi, biz böyle bir şey düşünmüyoruz diye de bas bas söyledi hukuk öğrencileri. Nasıl mal edebiliyorsunuz yanlış yere?
@32.Gün
Merak etmeyin yeterince dikkatli izledim. Açıklama yaptı dediğiniz kişi, ilgili kişinin “uluslarası ilişkiler öğrencisi” olduğunu belirtti. Arama yaparsanız buna bende değinmişim. Ama “Oylar eşit değildir” yorumu ypan tek kişi değildi. Dikkatsiz izleme teziniz doğru değil kısaca.
Kaldıki burda yazının hem başında hem sonunda bu yazıda niteleme sadece ilgili kişilere yöneliktir demişim. Siz anlamadıysanız ben ne yapabilirim.
Dikkatli izleme konusuna dönersek sizde hatırlarsanız önce bir kız öğrenci sonrada bir erkek öğrenci girdi bu olaya. Dediğiniz açıklama ise 1 kişi için yapıldı. Kaldıki üniversite gibi özerk bir ortamda Nazi Almanyasını çağrıştıran bir yorumu yapan kişi hangi fakülte olursa olsun eleştirilir. Siz ister katılın ister katılmayın; bu büyük bir ayıptır.
Bunu düşünen kişi yarın müdür olursa altında elemena ayağını yıkartırsa şaşmamak lazım. Nede olsa o müdür ve onun oyu siz ve benim gibi sıradan vatandaşlardan daha kıymetli.
Yıllar önce çalıştığım dersanede patronun işyeriyle alakası olmayan kayın biraderi alakasız bir konuda aklı sıra fırça çekmişti bir konuda. Patronun annesi müdür gibi takılırdı oraya devamlı. Ona şikayet ettim bu durumu. Kadın yaşam felsefesiyle açıkladı. “Damadım Amerikada yetişmiş bir insandır”… Olay bu. Amerikada yetişmiştir. Ne yapsa doğrudur. İster döver ister fırçalar. O yanlış yapmaz. İlk fırsatta ve işyerinden ayrılıp derse girdiğim bütün sınıfları bırakıp elleri ayaklarına dolandığında görmüşlerdi, parayı bizdenmi yoksa Amerikada okumuş damatlarından mı kazandıklarını.
Hukukçu olarak bahsettiğin olayları bizzat biliyorum. Marksist olmadığını, olamayacağını zaten tahmin etmiştim.
Bütün fikir akımları ki buna ateizmde dahil dini bir kaynağa dayanırlar. Ancak sorun dayandıkları dinin kaynağın ne kadar ilahi olduğudur. Örnekleyecek olursak AB hristiyanlık temeline dayanır. Ancak Hristiyanlığın bozulduğu ayan beyan ortadadır. Fakat Hristiyan kültürü ile yaşamış birisinin bu dinin bozulduğuna inanması çok zordur.
Bir misyoner sitesinde propaganda yapılıyor; “Hz.İsa çarmıha çekildiğinde tüm insanların yerine acı çekmiş ölmüştür (bana göre ölen Hz.İsa değildir ve ölmüşse bile şehit olmuştur) ve ona inananlar kısa yoldan cennete gidecek (İncilden dayanak göstermiş). Neden diğer dinlerdeki gibi kendimizi yoralım” falan diye. Aynı sonuca bir kısım Alevi kardeşlerimizde ulaşmışlar. Hz.Ali bizim yerimize namaz kılmıştır, bizim kılmamıza gerek yok diye.
Neyse bu siteye bir soru yönelttim. Bu lafların İncilde olduğunu söylemek, doğrudan İncil’in ilahi kaynakla irtibatını kesmektir. Hz.İsa ölmüşse ve öldükten sonra ben sizin yerinize acı çektim, bana inananlar bunun karşılığı cennete gidecek demişse bu mümkün değildir. O öldükten sonra Havarilerinden ya da İznik Konsülündeki İncilleri kaleme alanlardan birinin uydurmasıdır. Aynen benim dediğim gibi bu İncil’in bozulduğunun sizin ağzınızdan da itirafıdır. İnsanlara daha mantıklı bilgilerle ulaşmaya çalışın dedim. Ne bir cevap, ne bir ses, tık yok.
Nereden nereye gelmişiz.
Bilkentli arkadaşlar kendinize iyi bakın ve kendinizi vatana, millete hayırlı birer insan olarak yetiştirin.
İbrahim Ethem şeyhine ne zaman pişeceğini sormuş; O da ona soruyla karşılık vermiş ve aralarında şu diyalog geçmiş.
Şeyh: Bulunca ne yaparsın?
İE: Şükredereim
Ş:Bulamayınca ne yaparsın?
İE: Sabrederim
Ş: Bunu Horasan’ın köpekleri de yapıyor.
İE: Siz bulunca ne yaparsınız?
Ş: Dağıtırız
İE: Ya bulamayıca?
Ş: Şükrederiz.
İşte biz çoğu zaman bulunca bırakın dağıtmayı Horasan’ın köpekleri gibi şükretmeyi bile unutmuşuz.
Yine Maun Suresinde dini yalanlayanın tarifi yapılmıştır. İslam dinsizi Allah’a inanmayan, inkar eden olarak tanımlamıyor. Bunu dile getirmek ise bizim hocalarımıza bile nasip olmuyor. Ayet mealini veriyorum:
Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
1- Dini yalanlayanı gördün mü?
2- İşte yetimi itip-kakan,
3- Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.
4- İşte (şu) namaz kılanların vay haline,
5- Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,
6- Gösteriş yapmaktadırlar,
7- Ve ‘ufacık bir yardımı (veya zekatı) da’ engellemektedirler.
İşte dinsizliğin evrensel ve sosyolojik olarak en mükemmel tanımı. Mühim olan paranın olup olmaması değil, elindeki paraı nereye harcadığındır.
Vesselam.
@Fatih
(bana göre ölen Hz.İsa değildir ve ölmüşse bile şehit olmuştur..)
Dikkat etmek lazım kardeş. Şu yarısı doğru cümle bile senin inanç anlamında felakete sürüklemeye muktedir cümle. Evet ölen o değildir gerisi konusunda bence kesinlikle iyiniyetlede olsa çok yanlış bir ifade kullanmışsın… Sadece ayeti şeklen biliyordum yazından sonra aradım buldum… Ama özetle Hz.İsa ölmemiştir. Öldürülmemiştir. Yeryüzüne inecek ve bu kıyamet alametlerinin en güçlüsü olacaktır.
http://www.musayusuf.com/altincag11.html
Türkiye cumhuryetinde sömürülen o kadar çok şey varki. Ağarlar ve softalar töre ve namusu, politikacılar dini, laikliği ve Atatürkü… İstersem çok şey eklerim de genelleme olmasın
Sizi bu yazınızdan Doalyı tebrik ediyorum Gercekten Yıllardan Beri süre gelmiş Ve son zamanlarda televizyon programında vuku bulmus Bir olayı kendi Uslubunuzla olması gerektigi gibi Anlatmıssınız Gercekten yazdıklarınız son derece doyurucu .Boyle Bir Cümleyi haydi Gel Bizimle ol Adlı programda sunuculuk yapan Bir konumankenininde Kullandıgını hatırlıyorum sanki
yazında gördüğüm kadarıyla burslu öğrencileri ayırmışsın.onu söyleyen kız da burslu bi öğrenciydi..ismi hazal kaya. bilgisayar mühendisliğinde okuyor.