Çoban Mehmet Ve Manken Aysun’un Oyları Arasındaki Fark

Öncelikle bu konuda yazıp yazmamayı çok düşündüm. Ben kendi halinde, evine ekmek götürmek için çalışan bir elemanım. Öyle 75.000 euro değerinde Jeep sahibi değilim, İstanbul sosyetesine mensupta değilim. Kısaca alacağım tepkilerden birisinin şu olacağını biliyordum. “Kadına kızıyorsun kızmasına da başbaşa bir yemek yeseydin ondan kralı olmazdı değil mi?”… diğeri de sanırım şu oluyor du, “senin gibiler onun gibilere yaklaşamayacağı için kinini kusuyorsun?”…

Hayır .. Asla ve Kat’a. Bu bir fikir yazısı olacak. Üstelikte Sezar’ın hakkını Sezar’a vereceğim. Öncelikle Aysun Kayacı deseydi ki

  1. Vergi kaçırdığı tespit edilen
  2. Kayıt dışı işçi çalıştıran veya kayıt dışı çalışan
  3. Yolsuzluktan ve ya rüşvetten ceza almış
  4. İhaleye fesat karıştırmışkişiler Oy kullanmasın

Ben bu satırların yazarı olarak kendisine teşekkür ve tebriklerimi iletirdim. Öncelikle bir bakalım çeşitli haberlerden gördüğümüz kadarıyla Aysun Kayacı kimmiş ?

Trabzon’dan İstanbul’a göç eden bir ailenin ikinci kızı imiş Aysun Hanım. Doğduğu Üsküdar’da geçen çocukluk yıllarından söz ederken, yüzmeyi Boğaz’ın o her zaman soğuk, akıntılı, tehlikeli sularında öğrendiğini, ablasıyla birlikte Kız Kulesi’ne yüzdüklerini mutlaka hatırlatırmış kendileri. Aysun Kayacı ilkokula iki yaş erken başlayan zeki çocuklardan biri imiş. Okul hayatı boyunca hep başarılı bir öğrenciymiş ayrıca. Boğaz kıyısındaki Beylerbeyi Lisesi’nin ikinci yılında anne Asuman Hanım ile baba Selahattin Bey boşanmış ve bu ayrılık hem aile hem de 15 yaşındaki Aysun için yoksul günlerin başlangıcı olmuş. Anne Asuman Hanım, beş yıldızlı otellerin çamaşırhanelerinde çalışarak iki kızına bakmaya çalışmış. Ama kazancı yetmemiş tabiki. Aysun, en azından okul masraflarını kendisi karşılamak için hafta sonları çalışmaya başlamış…

Burada bir ekleme yapayım. Çalışmak dediyse öyle muhasebe, tekstil filan değil tabii. Kendisi fuar standlarında arz-ı endam etmeye başlamış. Görevli olarak ve de evine üç beş kuruş getirmeye başlamış. Sanırım kadına bakışın ne olduğunu, bu ülekede kolay para kazanmanın yolunuda o zaman diliminde öğrenmiş.

Bu işten para aileyi biraz rahatlatmış ve arada lise bitmiş. Aysun, Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü’nü kazanmış ancak okuyacak para yokmuş tabii.

yukarda belirtilidği gibi fuar dolayısıyla dikkat çeken ve sık sık mankenlik teklifi alan kızımız bakmış ki bir manken bir defilede annesinin 5 aylık maaşını kazanıyor. Benim neyim eksik demiş ve o da girmiş mankenlik yoluna. Üniversiteye gitmemiş. Daha 16 yaşında Başak Gürsoy Ajansı’nın kataloğuna girmiş. (Dersin ki milli takımla Avrupa şampiyonu olmuş)

Aysun 16 yaşındadır ama yoksulluğun sıkıntısını bildiğinden, daha çok para kazanmanın hesaplarını yapar. Mankenlikle yetinmemesi gerektiğini kavrar, şöhretini artırmak, birinci sınıf bir manken olmak için yarışmalara girmeye karar verir.

Elite Model Look yarışmasında üçüncü seçilince istediği şöhreti yakalamış. Her mankenin şöhretini pekiştirmek ve ücretini artırmak için bulduğu formülü o da uygulamış tabii. Ünlü futbolcu Emre Aşık ile aşk yaşamaya başlamış. Bu sırada güzelliği yabancı gözlerden de kaçmaz. Fransız VSD dergisinin okur oyları sonucu seçtiği en iyi 12 manken arasına girmiş ve derginin takviminde yer almış. 2004′te de Magazin Gazetecileri Derneği tarafından yılın mankeni seçilmiş. Aynı yıl sevgilisiyle tatil için gittiği Endonezya’nın Sumatra Adası’nda 300 binden fazla kişinin ölümüne neden olan tsunami felaketini yaşamış, yara almadan kurtulmuş. Emre Aşık, Aysun Hanımla ilişkisine noktayı koyunca kendisi fazla beklemeden, bir zamanlar İstanbul’un ilk öğrenci komününün ‘üyelerinden’, 90′lı yılların ünlü ve zengin yapımcısı Fatih Aksoy ile yaşadığı aşk ile gene magazin basınında gündem olmuş. Bir süre daha sürdürdüğü mesleğini “Mankenlikte yapabileceğim en güzel şeyleri yaptım. Önemli modacıların defilelerine çıktım, en iyi dergilere kapak oldum. Bir mankenin yapmak istediği her şeyi yaptım,” diyerek bırakır. (Emrah Arabeksi bu yüzden bırakmıştı zaten. Denizin bittiğini artık meydanın boş olmadığını anlamak gibi.)

Cidden bunun farkına varmış hanımefendi. Bir manken ne kadar başarılı olursa olsun hem yaş hem de yeni mankenlerin gelmesi nedeniyle bir süre sonra unutulup gideceğinden, “dere akarken küpü ne kadar doldurursam kardır diye” televizyona sarılmış… Dizilerde sarışın güzele yer mi yok. Helede o fizikle. Bir taraftan da Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü’ne girmiş bir yandan da sırasıyla Çat Kapı, Doktorlar ve Sessiz Gemiler dizilerinde yer almış. Meşhur Pepsi reklamı da bu dönemin bir ürünü tabii. Ardından Kayacı, Hadi Gel Bizimle Ol programına katılır ve güzelliğiyle programın izlenmesinin temel unsurlarından biri olur. Program, önceleri Müjde Ar’ın “Gazozumu açtılar” polemikleriyle dikkat çekerken, Aysun adeta onu oraya getiren ‘güzellik kontenjanının’ sınırlarını zorlar. Çok aklı başında laflar da eder.

Şu laflara bakın. Bunlara kim itiraz edebilir. “Ülke meselelerini de unutmamak gerek. Üniversitelerde türban yasağının kalkması gerektiğini ısrarla vurgularken getirdiği açılım da önemliydi: “Ekonomiyi, işsizliği, ithalat-ihracat farkını, Güneydoğu’yu ve trafik kazalarını konuşmalıyız, bunlar türbandan daha önemli sorunlar.”

Hele hele Bülent Ersoy’un gençlerin askerde ölmesini eleştirmesi üzerine hedef haline geldiği tartışma sırasında söylediği “Türbanı erkeklerin, savaşı kadınların konuştuğu bir ülkede yaşıyoruz,” sözü güzel bir sarışından beklenmeyecek bir şeydir.

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere. “Kapatma davasının” tartışıldığı geçtiğimiz günlerde yine aynı programda, “Ben vergi veriyorum, niye vergisini vermeyen, çok özür dilerim herkes üstüme gelecek ama kalıp olarak söylüyorum, ‘dağdaki çobanla’ benim oyum eşit mesela?” deyip ardından birde %47 oyalmış bir partiye oy verenleri ‘ayak takımı’ olarak nitelendirince bir anda bir çuval inciri berbat eder.

Benim şahsi görüşüm mü:

Ben tırnağıyla kazıyarak kazanıp, emeğiyle, alın teriyle bir noktaya gelen insana saygı duyarım. Aysun Hanım vergi vermiş te çoban vermemiş çok umurumda değil. Çünkü Matild Manukyan bu ülkede yıllarca vergi rekortmeni oldu da ne oldu düşünün. Verdiği vergi açtığı yaraları kapatacak kadar büyükmüydü bu genelev patronunun. Her ne kadar aysun Hanım hatalı olsa da olaya değinen insanların eleştiri tarzıda ilginç. Adı geçen partinin yöneticileri, kısas yöntemi diyip hakareti seçtiler.Bana göre bu yanlıştı. Haklıydılar ama karşılarındaki bir kadındı ve haksız duruma düştüler. Bu toplumun yarısının da kadın olduğunu unuttular. Hıncal Uluç ise Ece Gürsel olayındaki bizede bir şey düşermi acaba diye destek verdi tabii.

Şimdi bir iş bulmak için kızlar, bir reklamda öpüşüp 250.ooo Dolar kazanan birini görünce alın terinin kutsallığına mı inanır yoksa benim neyim eksik mi der vaktiyle Aysunun bizzat kendisinin dediği gibi.

Geçen yazdığım yazıda Bilkentli Tuğçe demiştim, ancak buraya dokunmak adeta farz oldu artık.

  1. Çoban Mehmetçiftçi Zehra’nın vücudunu nikahı kıyınca görür. Manken Aysun’u görmek için buna gerek yoktur. Herhangi bir gazete, dergi yada Televole tarzı bir programa bakmak yeterlidir. Hatta zap yaparken herhangi bir kanalda reklamda öpüşürken görebilirsiniz. Oylar eşit olmamalı bencede.
  2. Çoban Mehmet küçükten itibaren iş hayatına atılır, şanslı ise geçim sağlayacak bir iş bulur. Hep bir okulda bir bölüm tahsil etmenin hayalini kurar. Manken Aysun ise defile defile gezer. Gezemezse bile bol sıfırlı banka hesabı sayesinde geçim derdi yoktur. Alın teriyle kazananla, defilede vücut sergilemek bir olurmu ? Bu durumda oylar eşit olur mu ?
  3. Çoban Mehmet, Çiftçi Zehra için yeşilin iki anlamı vardır. Birisi Yeşil Kart, diğeri ise yetişen ekinin yeşili. Manken Aysun ‘da yeşilden 2 şey anlar. Birisi bolca sahip olduğu dolar yeşili diğeri ise tatillerdeki palmiye yeşili. Bunların oyu nasıl eşit olur ?
  4. Çoban Mehmet, Çiftçi Zehra bir evliliğin derdindedir. Manken Aysun için evlilik bir sorun değildir. Kendisi şöhretli sporcularla 5-6 yıl sevgili (!) olarak yaşayarak, hem defile fiyatını artırmayı hemde küpünü doldurmayı daha çok tercih eder. Bunların oyu nasıl eşit olur?
  5. Çoban Mehmetler alın terine inanır ve kolay para kazananları pek sevmez. Manken Aysun ise yoksul günlere inat burjuva takılmayı sever. Kolay para için defileleri gezer boy boy resim çektirir. Oy eşitliği mi?
  6. Çoban Mehmet?ler 15 ay askerlik yaparlar (benim gibi yüksek okul mezunu olsalar dahi), Çiftçi Zehra 15 ay onun yolunu gözler. Manken Aysun’un askerlik diye bir derdi. Kendisi doğuştan tecillidir. Erkek arkadaşları ise zaten milli takım dümeniyle 33′ kadar otomatik tecillidir. Bunların oyu nasıl eşit olur ?
  7. Çiftçi Zehra şehirde evlere temizliğe gider. Manken Aysun defileden kazandığı paranın şımarıklığı ve gece eğlencesinin yorgunluğu yüzünden temizliğe gidilen o evin sahibidir. Bunların oyu nasıl eşit olsun ?
  8. Çoban Mehmet, Çiftçi Zehra ekmeğin fiyatını, tütün fiyatını takip eder. Hayatı başkasının parasıyla yaşamaz. Ekmeği için mücadele eder. Çoban Mehmet enflasyonu gerçekte ve içinde yaşar. Manken Aysun Çetin Altan’ın ağzından erkeğin hayat boyu cinsel skorunu takip eder. Enflasyon onun için zaten sorun değildir. Çünkü Pepsi reklam ücretlerini dolarla ödemektedir. Eee bunların oyu nasıl eşit olur?
  9. Manken Aysun 16.5 milyon insana ayak takımı der ama o fizik onda olmasa o da o ayak takımından biri olacağını göremeyecek kadar kördür. Oylar nasıl eşit olsun ?
  10. Çoban Mehmet erken kalkar tarlasına, işine gider. Manken Aysun için öyle bir dert yoktur. O bir reklamda bir öpücükle 250.000 ile 400.000 dolar arası para alır. Zaten bu ona yıllarca yetecektir. Yetmese de onunla takılmaya hazır bir sürü sosyetik playboy susta hazır beklemektedir. Oylar nasıl eşit olsun ?
  11. Çoban Mehmet, halayı, türküyü, lorkeyi bilir. Manken Aysun gibi civciv taklidi yapıp çıktığı kabuğu beğenmemezlik etmez. . Oylar eşit olur mu ?
  12. Çoban Mehmet, Çiftçi Zehra ay sonu nasıl gelecek derdindedir, Manken Aysun ise nasıl bir polemik çıkarıp reyting alırım derdindedir. Bu oylar eşit olur mu ?

Not: Alın teriyle kazanıp, vergisini ödeyen tüm vatandaşlarımız, tabiki bir hırsızla, vergi kaçıranla bir olmak istemez, bu konudan bende muzdaribim. Ancak bunu ifade hakkı en son Aysun Kayacınındır. Konuya sonra gene geleceğim…

2189 - (Toplam) 2 - (Bugün)

Bu yazı Burası Türkiye, Kişisel, Sanat ve Toplum, Sanat(!) Dünyası, Siyaset, Toplum, İnsan Manzaraları kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word